Yıldızların Gizemli Dünyası

Yaşlı evrenimizin ,  yaklaşık 13,5 ile 14 milyar yaşında olduğu düşünülmektedir. Evrenimizde 100 milyona yakın galaksi ve her galaksi için 200 milyon yıldız olduğu varsayılmaktadır. Evren; galaksilere, gezegenlere, yıldızlara, kara deliklere,meteorlara, gök adalara ve birçok astronomik birimlere ev sahipliği yapar . Tarihte ,geçmişten günümüze kadar hep merak edilen önemli şeylerden biri de yıldızlardır. Birçok gök bilimci yıllarca yıldızlar hakkında araştırmalar yapmış yıldızlar hakkında bilgi edinmeye çalışmışlardır.


Yıldızlar , gazlardan oluşan, etraflarına ısı ve ışık yayan gök cisimleridir. Genç olan yıldızlar mavi veya beyaz renkte,orta yaşta olanlar sarı ve tonları, yaşlı olanlar ise kırmızı renginde görünmektedir. Yıldızlar boyutlarına göre ömürleri değişmektedir. Büyük ve ağır kütlede olan yıldızlar, enerjilerini daha çabuk bitireceğinden dolayı daha çabuk ölürler. Küçük ve daha hafif olan yıldızlar ise enerjilerini daha yavaş tüketeceğinden ömürleri daha uzundur.Yıldızlar öldükten sonra farkı safhalara geçer. Ağır bir yıldız öldükten sonra süper novaya ya da bir kara deliğe dönüşebilir.Sonuç olarak yoğunluğu sonsuz kabul edilen bir cisme dönüşürler.
Yıldızlar maddenin dördüncü hali olan plazmadır.Yıldız iç kesiminden kaynaklanan ışınım enerjisi etkisiyle kendi kendine ışık saçan büyük gaz kütlesi biçimindeki gök cismidir. Evrendeki milyarlarca yıldızın ancak çok küçük bir bölümü çıplak gözle görülebilir.
Güneş sistemine en yakın yıldız: Erboğa takımyıldızında yer alan Güneşten 4.3 milyar ışık yılı uzaktaki Proksima’dır. En uzak yıldızlar ise milyarlarca ışık yılı uzaktaki gök adalarda yer alır.

Güneş ve Yıldızlar

Fotoğraf makineleri ve spektroskoplarla edinilen yeni bilgiler, evren konusundaki görüşleri tam anlamıyla altüst etti. Örneğin Güneş’in hiçbir ayrıcalığı olmayan sıradan bir yıldız olduğu anlaşıldı. Bugün, hemen hemen bütün yıldızlar gibi Güneş’in de neredeyse yalnızca hidrojenden oluştuğu biliniyor. Bu en hafif gazın yanı sıra yapısında az miktarda helyum ve önemsenmeyecek düzeyde sodyum, demir, krom gibi başka kimyasal elementler bulunur. Yüzeyindeki sıcaklık yaklaşık 6.000°C’dir. Güneş’ten daha sıcak ya da daha soğuk yaldızlar da vardır ve bir yıldızın rengi sıcaklığının da göstergesidir. En sıcak yıldızlar beyaz, en soğuk olanlar kırmızı görünür. Sarı renkte olan bizim Güneş’imizin sıcaklığı ise bu iki sınırın ortasındadır.


1920’lerde İngiliz astronom Sir Arthur Eddington (1882-1944), Güneş’in ve yıldızların ışımasını sağlayan enerji kaynağının, atom çekirdeğinin parçalanmasından doğan nükleer enerji olduğunu açıkladı. O güne kadar hiç kimse milyarlarca yıldır, hiç değilse Dünya var olduğundan bu yana Güneş’in bu enerjiyi nereden sağladığını düşünmemişti. Eddington’un açıklamasından bir süre sonra, yıldızlardaki hidrojeni helyuma dönüştürerek olağanüstü boyutlarda enerjinin açığa çıkmasını sağlayan nükleer tepkimeler bütün ayrıntılarıyla belirlendi.


Bugün astrofizikçiler, aykırı özellikleri olmayan bir yıldızın gelişmesindeki bütün aşamaları açıklayabiliyorlar. Yıldızların saptanabilen özellikleri arasındaki farklılıklar da çoğu kez aralarındaki yaş farkını belirlemeye yardımcı oluyor. Bazı büyük yıldızların yaşamı çok şiddetli bir patlamayla son bulur; bunlara patlayan yıldız ya da süpernova denir. Boğa takımyıldızındaki Yengeç bulutsusu 1054’de patlayan eski bir süpenovanın kalıntısıdır.


Yıldız iç kesiminden kaynaklanan ışınım enerjisi etkisiyle kendi kendine ışık saçan büyük gaz kütlesi biçimindeki gökcismidir. Evrendeki milyarlarca yıldızın ancak çok küçük bir bölümü çıplak gözle görülebilir.
Güneş sistemine en yakın yıldız Erboğa takım yıldızında yer alan Güneş’den 4.3 ışık yılı uzaktaki gök adalarda yer alır.

Bulutsular ve Gök Adalar

1770’te Fransız astronom Charles Messier, gökyüzünde birer toz bulut gibi görünen ışıklı lekelerin bir listesini yayımladı. Özellikle kuyruklu yıldızları araştıran Messier’in amacı, görünmesini beklediği kuyruklu yıldızlar ile bu durağan, bulutu andıran lekeleri bir birine karıştırmamaktır. Sonunda, kataloğundaki bu gök cisimlerinin sayısı 108’e ulaştı. Astronomlar Messier’nin listesinde kayıtlı olan bulutsuları bugün bile Mİ, M2, M3 gibi sıra numarasıyla belirtirler.
Messier, listesine aldığı bu ışıklı lekelerin ne olduğunu tanımlayamadı ve hepsini “bulut” anlamındaki Latince bir sözcükle nebula olarak adlandırdı. Sonradan daha büyük ve güçlü teleskoplarla gözlemlendiğinde bulutsuların birçok değişik tipi olduğu anlaşıldı. Bazıları birer yıldız kümesiydi, bazıları sarmal biçimde görünüyordu, bazıları ise gerçekten ışık saçarak parıldayan gaz bulutlarıydı. Bugün bulutsu terimi yalnızca uzaydaki gaz ve toz bulutları için kullanılır.

Geceleri gökyüzünde gördüğümüz bütün yıldızlar, milyarlarca yıldızı içeren dev bir topluluğun üyeleridir. Bütün gezegenleriyle birlikte Güneş’in de yer aldığı bu yıldız topluluğuna Samanyolu Gök adası denir. Bu gök ada ya da galaksi, ortası şişkince bir disk biçimindedir. Dünya’daki birer gözlemci olarak biz de bu diskin içinde bulunduğumuz için, uzağımızdaki yıldızları gökyüzünde bir uçtan öbür uca uzanan soluk ışıklı geniş bir kuşak gibi görürüz. Henüz milyarlarca yıldızlık bir gök ada olduğu anlaşılmadan önce bu ışıklı kuşağa Samanyolu denmişti. Bu yüzden, içinde bulunduğumuz bu gök adaya da öbür uzak gök adalardan ayırt etmek için Samanyolu Gök adası denir.
Gök adamızdaki bazı yıldızlar birbirlerine biraz daha yakın olduklarından, gökyüzünde yıldız kümesi denen topluluklar oluşmuştur. Bulutsuz gecelerde küçük bir teleskopla ya da bir dürbünle bakıldığında bile Samanyolu’ndaki yoğun yıldız kümeleri görülebilir. İki tip yıldız kümesi vardır. Açık yıldız kümelerinde seyrek olarak dağılmış yüz ile birkaç bin arasında yıldız bulunur. Örneğin Ülker kümesi bu tiptendir. Küresel yıldız kümeleri ise birbirine iyice yaklaşmış 1 milyon kadar yıldızdan oluştuğu için ışıktan bir top gibi görünür.
İçeriden baktığımızda hafifçe ışıldayan bir kuşak gibi gördüğümüz bu gök adanın dıştan nasıl göründüğünü kestirmek kolay değildir. Bu konuyla ilk ilgilenenlerden biri Sir Wil-liam Herschel oldu. Bugün Samanyolu Gök adası’nın biçimi hemen hemen saptanmıştır.

Önemli Yıldızlar

Kutup Yıldızı

Araştırma yapanlara yön bulma konusunda yardımcı olur. Çapı, Güneş çapının yaklaşık 100 katıdır ve Güneş’ten 5.000 kat daha fazla ışınım yapar. Yıldızın 2102’de yaklaşık 27 saniye ile kutba en yakın noktaya geleceği hesaplanmaktadır. Çıplak gözle tek bir yıldız gibi görünmesine karşın aslında üç ayrı yıldızdan oluşur.

Rigel Yıldızı

Rigel Yıldızı Orion’da bulunan bir yıldızdır. Mavi-beyaz parlak bir görünüme sahiptir. Mavi-beyaz renkte görünmesi yüksek sıcaklığa sahip olduğunun göstergesidir. Dış tabaka sıcaklığı Güneş’ten 3 kat yüksek olarak yaklaşık 15.000 kelvin derecedir. Güneşle kıyaslandığında 50.000 kat daha fazla ışık yaymaktadır ve oldukça genç bir yıldızdır.

Sirius Yıldızı

 

Türkçe’de Akyıldız adıyla anılmaktadır. Kuran’da adı geçen tek yıldız olma özelliğini taşır. Sirius’u Mısır Uygarlığı astronomiye çok önem vermiştir hatta hayatlarının merkezi durumuna getirmiştir. Mısır Uygarlığı takvimlerini dahi Sirius’un doğuş zamanına göre ayarlamışlardır.

Aldebaran Yıldızı

Aldebaran yaşlı ve çok büyük bir yıldızdır. Çapı güneşimizin çapının 35-40 katıdır. Bu yıldızı bugünkü güneşin yerine koyarsak atmosferi Merkür gezegenine kadar ulaşırdı. Güneşin saçtığı enerjinin 133 katını uzaya gönderir. Oldukça uzağa enerjisini gönderebilen Aldebaran yıldızı Bizden 65 ışık yılı uzaklıkta koyu turuncu kırmızımsı bir renktedir, oldukça parlak bir yıldızdır.

Betelgeus Yıldızı

 

Yıldızın yüzeyindeki koyu renkli alanlar, tıpkı bizim güneşimizdeki gibi güneş lekeleri ile oluşmuştur. Betelgeus yıldızının  boyuular çok büyüktür. Yaşlanmış  olan kırmızı dev Betelgeuse’un görmüş olduğunuz genişliği, Güneş ile Jüpiter arasındaki 800 milyon kilometrelik mesafeye eşdeğerdir. Güneş’in genişliği ise sadece 1.4 milyon km’dir.Güneş ile kıyaslandığında oldukça büyük bir mesafedir.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Yıldız Teknik Üniversitesi Mezunu Ünlüler ve İş Adamları

ASTROLOJİNİN BİLİNMEYENLERİ