Türk Edebiyatı Yazarı Nurullah Ataç

Ataç, Nurullah (1898-1957). Nurullah Ataç Türk edebiyatında batılı anlamda ilk deneme ve eleştiri yazandır. Hemen hemen yalnızca bu alanda ürün vererek yeni ve çağdaş bir edebiyatın oluşması, Türkçe’nin özleşmesi gibi konulardaki yazılarıyla dönemini etkile­miştir.
İstanbul’da doğan Ataç dördüncü sınıfa ka­dar okuduğu Galatasaray Lisesi‘nden ayrı­larak öğrenim için Cenevre’ye gitti. Beş yıl kaldığı bu kentte Fransızca‘sını ilerleterek 1919’da yurda döndü. Bir süre üniversitede edebiyat derslerini izledi. 1921’de İstanbul’da başladığı Fransızca ve edebiyat öğretmenliği­ni 1945 yılına kadar sürdürdü. Bir ara Ticaret ve Milli Eğitim bakanlıklannda çevirmenlik yaptıysa da yeniden öğretmenliğe döndü. İs­tanbul ve Ankara liseleri ile üniversitede bu görevi yürüttü. Daha sonra Basın-Yayın Umum Müdürlüğü‘nde yayın şefliği yapan Ataç 1952’de emekli oluncaya kadar Cumhur­başkanlığı çevirmenliği görevinde bulundu.

1951’den ölümüne kadar Türk Dil Kurumu‘nda Yayın Kolu başkanlığını üstlendi.
Yazarlık yaşamına 1921’de Dergâh dergi­sinde başlayan Ataç çok sayıda gazete ve der­gide edebiyat, tiyatro, dil ve kültür konuların­da yazılar yazdı. Yazmaya başladığı dönemde pek gelişmemiş olan deneme ve eleştiri tür­lerinde çağdaş batı edebiyatından esinle­nen örnekler verdi. Eski şiire karşı serbest şii­ri, eski dile karşı Türkçe’nin özleşmesini sa­vundu.
Ataç denemelerinde, Cumhuriyet dönemi Türkiye‘sinde yeni sanat, kültür, ahlak ve ya­şam biçiminin nasıl olması gerektiği konuları­nı ele aldı. Laiklik, akılcılık, bireycilik gibi Rönesans ve Aydınlanma Çağı’nın ilkelerini Türk düşün yaşamına yerleştirmeye çalıştı. Türk aydınının özgür düşünceye ve yenilikle­re açık olması, topluma öncülük etmesi ge­rektiğini savundu.
Ataç‘tan önce de eleştiri örnekleri vardı. Ama eleştirinin Türk edebiyatında bir tür ola­rak ele alınması ve bir eleştiri geleneğinin ku­rulması onunla başlar. Ataç eleştirilerinde Türk edebiyatının geçmişini değerlendirdi. Edebiyatta yenileşmenin öncülüğünü yaptı ve özellikle Türk şiirinin sorunlarına eğildi. Yah­ya Kemal, Nâzım Hikmet ve Orhan Veli‘nin yeni çığırlar açan şairler olduğunu söyleyen ilk eleştirmen Ataç‘tır. Döneminde tepkiyle karşılanan Garip Akımı‘nın sa­vunmasını üstlenen Ataç birçok genç edebi­yatçının tanınmasını sağladı. Dili bir uygarlık sorunu olarak ele aldı ve dilde özleşmeyi sa­vundu. Bu amaçla gerek Osmanlıca sözcük­ler, gerek dilimize yerleşmiş yabancı sözcük­ler yerine birçok yeni sözcük türetti. Devrik cümle kullanarak kendine özgü bir anlatım bi­çimi oluşturdu ve dilimize yeni anlatım ola­naktan kazandırdı.
Ataç‘ın deneme ve eleştiri yazılan Günlerin Getirdiği (1946), Karalama Defteri (1952), Sözden Söze (1952), Ararken (1954), Diyelim (1954) ve ölümünden sonra yayımlanan Söz Arasında (1957), Okuruma Mektuplar (1958), Günce (1960) ve Prospero ile Caliban (1961) gibi yapıtlarda toplanmıştır.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Şiir Türü; Koşma

Aşı Olmanın Önemi