Tarihin Akışını Değiştiren Keşif ” Göbekli Tepe “

Tarihin Akışını Değiştiren Keşif ” Göbekli Tepe “

Anadolu, her köşesinden tarih ve kültür fışkıran, insan çe­şitliliğinin son derece zengin olduğu bir değerler diyarı. Yüz­yıllar, hatta binyıllar boyunca sayısız uygarlığın yükseliş ve yıkılışına şahit olmuş, ev sahipliği yaptığı kültürlerle zengin­liğine zenginlik katmış bir yeryüzü cenneti. Göbekli Tepe ise Anadolu’nun barındırdığı değerlerin belki en sıradışı olanı çünkü burası dünyanın bilinen en eski tapınağı. Müzesi’ne götürür. Çok ilgi gör­meyen bu oymalı taş, sıradan bir arkeolojik bulgu olarak müzede sergilenmeye baş­lar. Yıllar sonra, 1994’te Alman arkeolog Klaus Schmidt bu taşın bulunduğu alanı, yani Göbekli Tepe’yi ziyaret eder. Bu ziyaret tarihin akışını değiştirecek bir keşif serü­veninin ilk adımı olur. Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde yer alan ve 1992’de Atatürk Barajı’nın suları altında kalan neolitik yer­leşim alanı Nevali Çori’de kazı çalışmaları gerçekleştiren ekibin bir üyesi olan Klaus Schmidt, buradaki arkeolojik buluntula­rın Göbekli Tepe’de rastlanan oymalı taşla benzerlikler taşıdığını fark eder.

1994’te Alman arkeolog Klaus Schmidt, Göbekli Tepe’yi ziyaret eder. Bu ziyaret tarihin akışını değiştirecek bir keşif serüveninin ilk adımı olur.

Göbekli Tepe, Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık 15 kilometre kuzeydoğusunda, Örencik köyü yakınlarında bulunuyor. Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan bu alan Mezopotamyada, ta­rihteki ilk yerleşik hayatın, kentlerin, devletin ve yazının orta­ya çıktığı, “Bereketli Hilal” olarak adlandırılan bölgenin tepe noktasıdır. Göbekli Tepe günümüzden yaklaşık 12 binyıl önce, Çanak Çöm-leksiz Neolitik Çağda inşa edilmiş. Yani İngilteredeki Stonehen-ge’ten hemen hemen 6 bin, Mısır Piramitleri’nden ise 7 bin 500 yıl daha eski. Göbekli Tepe’yi eşsiz kılan özellikleri, insanların henüz tam olarak yerleşik hayata geçmediği, tarım yapmaya başlamadığı, hayvanları evcilleştirmediği ve hâlâ avcı-toplayıcı düzeni sürdürdüğü düşünülen bir dönemde inşa edilmesi ve dinsel amaçlarla düzenlenen ritüeller için kullanılmış olması. Bu olağanüstü tarih öncesi arkeolojik alanda en çok dikkat çe­ken unsur, devasa yekpare dikilitaşlar. Boyları üç ile altı met­re, ağırlıkları ise 40 ile 60 ton arasında değişen “T” şeklindeki bu kireçtaşı sütunlar dairesel ve oval yapılar oluşturuyor ve en büyük iki sütun bu yapıların merkezinde yer alıyor. Alan­da bu yapılardan yaklaşık 20 adet bulunduğu tahmin ediliyor. Yan yüzlerinde el ve kol tasvirleri yer alan T şeklindeki sütun­ların stilize insan heykelleri olduğu düşünülüyor. Taşların ve T şeklindeki sütunların üzerinde pek çok motif, kabartma, heykel ve soyut semboller bulunu­yor. Kabartma ve heykellerde yılan, yaban domuzu, akbaba, tilki, leopar, aslan, örümcek, akrep gibi vahşi hayvan tasvirleri görülüyor. Bu tas-virleriyle yapılar, sanki birtakım Taş Devri mitlerini anlatıyor. Bazı araş­tırmacılara göre, hayvan heykelle­rinde bulunan ürkütücü unsurlar, onların insanları çeşitli tehlikeler­den koruması için dikilmiş totemler olduğunu gösteriyor. Ayrıca, kazılar esnasında binlerce insan kemiği ve kafatasma rastlanmış. Bu, Göbekli Tepe’de, neolitik toplumlarda görü­len ve “güneşe gömme” adı verilen ölüm törenleri yapıldığının gösterge­si olarak değerlendiriliyor. Alandaki taşlarda bulunan ve yüksek miktar­da sıvı alabilen oyuklar ise ritüellerde bir çeşit sıvının kullanılmış olabi­leceğine işaret ediyor.

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Göbekli Tepe, sayısız gizem barındırıyor ve zihinlerde cevaptan çok soru uyandırıyor.

Göbekli Tepe’deki dikilitaşların üzeri, yapıldıktan yaklaşık bin yıl sonra insanlar tarafından taş ve toprak ile kapatılmış. Dikilitaşların neden bu şekilde gömüldüğü bilinmiyor ancak bazı bilim insanları bu yapıların belirli bir işlevi yerine getir­diği ve bir süre sonra terk edildiği ihtimali üzerinde duruyor. Göbekli Tepe sayısız gizem barındırıyor ve zihinlerde cevap­tan çok soru uyandırıyor. Bilim insanları en azından şu konu­da hemfikir görünüyor: Göbekli Tepe avcı toplayıcı grupların bir araya geldiği bir ritüel merkeziydi ve Taş Devri insanları sanılanın aksine bir sosyal kültür ve soyut düşünme becerisi geliştirebilmişti. 2011 yılında UNESCO tarafından Dünya Miras Geçici Listerne, 2018’in Temmuz ayında ise Dünya Miras Listesi’ne alman Göbekli Tepe, insanlık tarihinin en büyük arkeolojik keşiflerinden biri olarak görülüyor. Göbekli Tepe uygarlık kavramının doğuşu ve gelişimi ile yerleşik yaşam ve dinle­rin ortaya çıkışı hakkındaki genel kabullerin sorgulanması­nı sağlıyor, geçmişe bambaşka bir açıdan ışık tutuyor, adeta tarihi baştan yazıyor…

Anatolia is a land ofvalues, every inch ofıvhich isfilled ıvith his-tory and culture, and ıvhich has quite a rich humarı diversity. It’s an earthly heaven that has witnessed the rise and fail ofcount-less civilizationsfor hundreds and even thoıısands ofyears, and added to its richness with the cultures it hosted. Göbekli Tepe is perhaps the most extraordinary one among the values Anatolia holds because it is the oldest knoum temple in the ıvorld. İn 1994 German archeologist Klaus Schmidt visited Göbekli Tepe. This visit carved stone ıvas put upfor exhibition as an ordinary archeological finding. Years after, in 1994 German arche­ologist Klaus Schmidt visited the site ıvhere the stone had beenfound, Göbekli Tepe. This visit happened to be the first step in the dis­covery adventure that ıvould change the course of history. Being a member of the tcam that had conducted excavation works in the Neolithic settlement Nevali Çori lo-cated in Hilvan district of Şanlıurfa, ıvhieh ıvas inundated by the Atatürk Dam in 1992, Klaus Schmidt realized that the archeologi­cal findings here bore resemblance with the carved stone found in Göbekli Tepe.Göbekli Tepe is located aboutıs kilometers northeast of the city center of Şanlıurfa, near the uülage Örencik. This area, situat-ed betıveen the rivers Euphrates and Tigris, is the edge of the region in Mesopotamia called the “Fertik Crescent” ıvhere the first settlement, cities, state in history and ıvriting emerged. Göbekli Tepe ıvas built some 12 thoıısand years ago during the Pre-Pottery Neolithic Age. That is, it’s nearly 6 thoıısand years older than Stonehenge in England, and 7 thoıısand 500 years older than the Egyptian Pyramids. The characteristics that make Göbekli Tepe unique is that it was built and usedfor rituals organized for religious purposes in a period in ıvhich humans are not thought to have yetfully begun settlement and farming, domesticated animals, and stili the hunter-gatherer order continued. The most striking element at this extraordinary prehistoric archeological site is the colossal monoliths. These “T’-shaped limestone pillars, ıvhich have a height ofthree to six meters and a ıveight of 40 to 60 tons,form circular and oval buildings, and the two biggest pillars stand at the center of these buildings. It is estimated that there are approximately 20 such buildings at the site. The T-shaped pillars ıvhich have hand and arın de-pictions on the sides are thought to be stylized human statues. Many ınotifs, carvings, statues and abstract symbols arefound wild animal depictions such as snake, boar, vulture, fox, leopard, lion, spi-der and scorpion areseen. With these. depictions, the buildings seem to teli some Stone Age myths. According to some researchers, daunting ele-ments fourıd on the animal statues indicate that they are totems ereeted for protecting hurnansfrom various dangers. In addition, tlıousands of human bones and skulls ıvere found during excavations. This is consid ered to be the indicator that death ceremonies seen in Neolithic societies and called “sky buıial” ıvere held in Göbekli Tepe. And the cavities found in stones at the site that can hold a high amount of liguid point out that some sort of liguid might have been used in rituals. The monolîths in Göbekli Tepe luere covered luith stones and earth by humans about one thousand years after they had hcen buut. It’s not knoıvn ıvhy the monoliths ıvere buried in such ıvay but some scientists dıvetl upon thepossibility ihatthesebuildings fulfilled certain functions and ıvere abandoned after a ıvhîie. Göbekli Tepe holds countless mysteries and evokes more ques-tions than answers in minds, Scientists seenı to agree at kast on this: Göbekli Tepe ıvas a ritual center ıvhere hunter-gatherer groups came together, and the Stone Age humans ıvas able to deveiop, contrary to belief, a social cultııre and abstract thinking skill

Inscribed iri 2011 by UNESCO on the Tentative List of World Heritage and in July 2018 on the Worki Heritage List, Göbekli Tepe is deemed one of the biggest archeohujivul human history. Göbekli Tepe makes the general acceptances about the birth and development of the civilization concept and the emergence of settlement and religions be questioned, sheds light on the pastfrom an utterly different angle, and virtually reıurites history…

 

 

 

 

 

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Almanya’nın Dünyaya Açılan Kapısı ” Hamburg “

Zihnimi Yazdırabilir misin ? ” Brainternet