Sosyal Medya Okuryazalığı

Sosyal medya 15-20 yıllık oldukça genç bir kavram. Buna rağmen hayatlarımız­da öyle bir yerde ki her an sosyal medya platformları üzerinden fotoğraf paylaş­mak, arkadaşlarla iletişim kurmak, dilediğimiz konularda içerik oluşturmak gibi birçok eylem gerçekleştiriyoruz. Sahi, akıllı telefonlarımız yokken nasıl yaşıyorduk biz?

Sosyal medyanın günlük hayatın bu denli merkezinde yer almasını kamusal bilgi paylaşım mecrası olarak herkesin erişimine açık bulunmasına borçluyuz. Bugün akıllı bir cihaza ve internet eri­şimine sahip herkesin en az bir sosyal medya hesabı var. Rakamlarla konu­şacak olursak, 2018’in ilk çeyreğinde Facebook‘un aktif kullanıcı sayısı 2 mil­yar 23 milyon civarındaydı. Günümüz­de dünya genelinde bir günde 500 mil­yon tweet atılıyor. Ülkemizde ise 2018 yılı itibarıyla insanlar günde ortalama 7 saatlerini internette, bunun 2 saat 48 dakikasını sosyal medyada geçiriyor.

 

Sosyal medyanın gücü sadece kullanıcı sayısıyla değil, bilgi paylaşımının niteliğini baştan tanımlamasıyla da ilgili. Tele­vizyon, radyo ve gazete gibi konvansiyonel medya araçları edi­törden okuyucuya tek yönlü bilgi akışı sağlarken sosyal medya bu trafiği ters yüz etmekle kalmayıp aynı zamanda çok yönlü ve eş zamanlı hale getirdi. Her biri ayrı ihtiyaçlara yönelik ta­sarlanmış çeşit çeşit platformda aynı anda farklı paylaşımlar yapmak mümkün.

Hazır bilgi her zaman caziptir ama “bilgi diyarı” sosyal med­yanın avantajları gibi tuzakları da bol. Mesela sosyal medya kullanımına bağlı ortaya çıkan yeni bağımlılıklar arasında fare-klavye hastalığı, hikikomori (asosyal kişilik bozukluğu), ego sörfü, blog ifşacılığı, YouTube narsisizmi, Google takibi, siberhondri (doktora gitmek yerine internette tedavi araş­tırması) ve cheesepodding (sürekli mp3 aramak) sayılıyor. Bu durum dijital yerliler olarak da bilinen, internet dünyası­nın içinde büyüyen 2000 ve sonrası doğumlu nesil için daha da önem kazanıyor.

 

Bu gibi tuzaklara düşmemek ve çok daha etkin bir sosyal medya kullanım alışkanlığı edinmek için sosyal medya okur­yazarlığı hakkında bilgilenmek şart. Dijital verileri sorgu­lama davranışı kazandırma üzerine kurulu, bilinçli sosyal medya kullanımı için gerekli yöntemlerin bütününü ifade eden bu kavram Chris Sperry, Howard Rheingold gibi uz­manlar tarafından müfredata dahil edilmeye çalışılıyor.

Bu çerçevede hazırlanan içerikler internetin geçmişten günü­müze tarihsel dönüşümü; sosyal medyanın önemi, geleneksel medyadan ayrıldığı noktalar, ne gibi zararlarının olabileceği; kişisel itibar ve bilgilerin nasıl yönetilmesi gerektiği; sosyal medya etiği ve internet hukuku gibi konuları kapsıyor. Hatta www.socialmediaclassroom.com   adresinde eğitimcilerin erişimine açık çevrimiçi bir kaynak paylaşım sitesi mevcut. Türkiye’de ise sosyal medya okuryazarlığı eğitimi 2005 yılında Kalkınma Bakanlığı desteğiyle Microsoft ve Habitat Derneği ortaklığında gerçekleştirilen “Geleceğini Tasarla” projesi ile hayata geçirildi.

İnternet sörfü keyifli alışkanlıklarımız arasına girdiyse de görünen o ki her kafadan bir sesin çıktığı sosyal medya deni­zinde kaybolmak uzun vadede hiçbirimizin işine gelmeyecek. O halde, sosyal medyada farklı görüşleri analiz ve değerlendir­me yetisi kazanmak, önyargıları pekiştirmeyecek ve zararlı içe­rik üretmeyecek bir dil kullanmak, internet ortamında doğabi­lecek ihlallerle ilgili hakların farkında olmak, dijital ortamdaki verilere erişimde yetkinleşmek gibi yetilerle donanmak üzere sosyal medya okuryazarlığını ihmal etmeyelim.

Değerlendirmek ister misiniz?

1 point
Upvote Downvote

Saçlarımızı korumak

Ege’nin Kalbi Güzel İzmir