Marmara’nın Zirvesi Uludağ

Marmara’nın Zirvesi Uludağ

Bursa il sınırları içinde yer alan uludağ, 2500 metreyi geçen yüksekliğiyle Marmara Bölgesi’nin en yüksek dağıdır. Ülkemizin kış sporları dendiğinde akla ilk gelen bölgesi olan ULUDAĞ, kış mevsimi dışında da doğa sporları için son derece elverişlidir.

Tarihin babası olarak anılan Heredotos’un kitaplarında “Mysia Olympos” diye geçen Uludağ, Yunan mitolojisinde kutsal kabul edilen ve Yunanistan’da yer alan dağ ile aynı ismi taşımasıyla dikkat çeker.

Tarihin babası olarak anılan Heredotos’un kitaplarında “Mysia Olympos” diye geçen Uludağ, Yunan mitolo­jisinde kutsal kabul edilen ve Yunanistan’da yer alan dağ ile aynı ismi taşımasıyla dikkat çeker. Mysia, Ulu­dağ’ı da içine alan bölgenin adıdır. Mysia Olympos ise “Mysia’daki Olympos” anlamına gelir. Heredotos kita­bında, Karun’un oğlu Atys’in Uludağ’da başına gelen trajik olaydan bahseder. Rüyasında oğlunun bir mız­rak darbesiyle öldüğünü gören Karun, bunun önüne geçebilmek amacıyla Atys’i evlendirir ve bunu bahane ederek savaşlara gitmesine izin vermez, böylece rü­yasında gördüğü sona engel olduğunu düşünür. Bir zaman sonra halk, Kral Karun’un karşısına gelir ve Uludağ’da yaşayan dev bir yaban domuzunun ortalığı yıkıp dağıtarak onlara zor günler yaşattığından yakınır. Karun, Atys’in yanına bir grup genç asker vererek bu olayı araştırması için onu Uludağ’a yollar. Ayrıca oğlu­nu koruması için Frig Kralı Gordias’ın oğlu Adrastus’un da bu av seferine katılmasını ister. Ancak av sırasında Adrastus’un fırlattığı mızrak Atys’e isabet eder ve onu öldürür. Bunun acısına dayanamayan Adrastus, Atys’in mezarı başında canına kıyar.

Yine Anadolu’da doğmuş ve yazdığı on dört ciltlik kitapla coğrafyanın kurucusu kabul edilen Strabon da eser­lerinde Uludağ’dan Mysia Olympos olarak bahseder. Strabon’a göre mysia sözcüğü, bölgede hüküm süren Lidyalıların dilinde “gürgen ağacı” anlamına gelir.

Tarih anlatılarında kendine sıklıkla yer bulmuş bölge bir dönem Roma İmparatorluğu’nun hakimiyeti altına girer. Roma’nın devlet dini olarak Hıristiyanlığı kabul etmesinden sonra ise Uludağ’da manastırlar inşa edilir. 3.yüzyılda başlayan bu süreç 8.yüzyıla kadar devam eder. Bu dönemde Uludağ ve çevresine yirmiden fazla manastır inşa edildiği, keşişlerin bu manastırlarda inzi­va hayatı sürdüğü bilinmektedir.

Keşiş Dağı’ndan Uludağ’a

Bursa’nın Orhan Gazi tarafından fethedilmesinden sonra bu manastırların bazıları terk edilmiş, bazılarına ise Geyikli Baba, Doğlu Baba, Abdal Murat gibi Müslü­man dervişler yerleştirilmiştir. Bu dönemde “Keşiş Dağı” olarak anılan Uludağ’da Müslüman dervişler ve Hıris­tiyan keşişler bir arada uzun yıllar yaşar. Güneydoğu yönünden esen rüzgara “keşişleme” adı verilmesinde rüzgarın Keşiş Dağı tarafından esmesinin etkisi olduğu düşünülür. 17.yüzyılda yaşayan Evliya Çelebi de Seyahatname’de Uludağ’dan “Cebel-i Ruhban”, yani Keşiş Dağı olarak söz eder. Abartılı üslubuyla tanınan Evliya Çelebi, “Bu dağa Keşiş Dağı denmesinin sebebi, Ayasofya’daki patrik ve rahiplerin perhiz ile uçarak gelip bu dağda dinlen­meleridir” diyerek burayla ilgili ünlü efsaneyi eserine kaydeder.

Anadolu’daki ilk arkeolojik çalışmalardan bazılarını yürüten Fransız bilim adamı Charles Texier Küçük Asya Coğrafyası adlı kitabında Uludağ’daki manastırların yo­ğunluğundan bahseder. Bu özelliği Yunanistan’da bulu­nan Aynaroz (Athos) Dağı’na benzeten Texier, Uludağ’ın Bizans döneminde başkentin gürültüsünden kaçıp inzi­vaya çekilmek isteyenlerin mekanı olduğunu belirtir.

Aynaroz dağ ve manastırları.

Uludağ’daki manastırlarla ilgili ilk kapsamlı araştır­ma, Bursa’da bulunan Fransız Kilisesi Rahibi Bernardin Menthon tarafından gerçekleştirilir. Menthon, Bizans kaynaklarından faydalanarak 1935 yılında kaleme al­dığı kitapta manastırların yayıldığı alanların üç bölgeye ayrıldığı bilgisini verir ve toplam 28 manastırın adını sayar. Ertesi sene ise Osman Şevki (Uludağ) Bey, aynı kaynaklardan faydalanarak Uludağ: Keşişleri, Dervişleri, Tapınakları adlı kitabı yayımlar.

Türkiye’de tıp tarihi ile ilgili ilk kitabı kaleme alan asker, doktor, besteci, yazar ve milletvekili Osman Şevki Bey aynı zamanda Uludağ’ın isim babasıdır. 1925 yılında Cumhuriyet tarihinin ilk tırmanışını yaparak o zamanki adıyla Keşiş Dağı’nın zirvesine çıkar. Bu tırmanışın ardın­dan yazdığı raporda “Bütün dünya bu dağa Olemp der. Biz ise Keşiş Dağı diyoruz. Garbi (Batı) Anadolu’nun en yüksek tepesine çıktım. Etrafıma baktım; ne keşiş gör­düm, ne derviş. Güzel Bursa bir keşişin gölgesi altında mustaripti. Halk bu ismi sevmiyor; haklıdır. Olemp keli­mesi de halkımızın diline uygun değildir. Biz buna, dağın bünyesine en uygun olan bir ismi verelim ve Uludağ di­yelim” diyerek dağın adının değiştirilmesini tavsiye eder. Bu öneri Mareşal Fevzi Çakmak tarafından da destekle­nir. Böylece Keşiş Dağı, Uludağ olarak anılmaya başlar. Osman Şevki Bey ise Soyadı Kanunu’ndan sonra bu ismi kendine soyadı olarak alacaktır.

Uludağ’da Kış

Kış turizmi denince ülkemizde akla gelen ilk yerlerden olan Uludağ’da kayak sezonu eylül veya ekim ayında başlar ve genellikle nisan ayına kadar sürer. Bu sezon boyunca hizmet veren yirmiden fazla tesisle Uludağ, Türkiye’nin en büyük kayak merkezidir, istanbul ve An­kara’ya yakınlığı nedeniyle kolay ulaşılması ve kayak sezonunun uzun olması bölgeyi turistler için bir cazibe merkezi haline getirir.

İlk kez 1933’te Uludağ’a inşa edilen otelle başlayan kış turizmi, 1963 yılında yapılan Türkiye’nin ilk teleferiğiyle birlikte modernleşmiş ve günümüze kadar hızla geliş­miştir. Türkiye’nin nüfus bakımından dördüncü büyük şehri olan Bursa’ya yakınlığı da Uludağ kayak merkezi­nin gelişmesinde etkili olmuştur.

Havanın açık olduğu günlerde Uludağ’ın zirvesinden İstanbul ve Marmara Denizi görülebilmektedir. Bu eşsiz manzara Uludağ’ı daha çekici kılar. Ayrıca dağın doğu ve kuzey eteklerinin Bursa Ovası’na yakın kısımlarında bulunan sıcak su kaynakları, burayı kaplıca turizmi için de tercih edilen bir bölge haline getirir. Kaplıcalar dışında Uludağ’ın çeşitli yaylaları da ilkbahar ve yaz mevsimlerinde kamp alanı olarak kullanılmaya elverişlidir. Özellikle teleferiğin son istasyonu olan Sarıa-lan Yaylası ve buradan telesiyejle ulaşılan Çobankaya, kamp kurmayı seven turistler tarafından yoğun olarak tercih edilir. Dolayısıyla Uludağ sadece kış turizminin merkezi değil, yazın da ilgi gören bir doğal güzelliktir.

2012 yılından beri gerçekleştirilen Uludağ Ekonomi Zervesi’nde, küresel ve yerel meseleler tartışılmaktadır.

Ekonominin de Zirvesi

2012 yılından beri gerçekleştirilen Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde, küresel ve yerel meseleler tartışılmaktadır. Zirveye dünyaca ünlü ekonomistlerin yanı sıra dünyanın ve ülkemizin en büyük şirketlerinin yöneticileri ve siya­setçiler katılım göstermektedir.

Geçtiğimiz yıllarda Mehmet Şimşek, Ali Babacan, Muh­tar Kent, Jared Cohen, Fatih Terim gibi çeşitli alanlardan önemli kişileri ağırlayan Uludağ Ekonomi Zirvesi, 2017 yılında altıncı kez gerçekleştirilecek etkinliklerde de ekonomi dünyasının önde gelen isimlerine ev sahipliği yapacak. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Ulaş­tırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın-da iştirak edeceği zirve, iş dünyasında öne çıkan kişileri bir araya getirecek.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Antarktika’da Türk Bilim Üssü Kuruluyor

8 Mart Dünya Kadınlar Günü