İlgi çekici bir şekilde Raylara Asılı araba “Podcar”

Hız, tarih boyunca insanlığın öncelikli meselelerinden oldu, birçok sahada be­lirleyici unsur işlevi üstlendi. Günümü­zün rekabetçi iş ortamına baktığımızda da hızın büyük önem taşıdığını görüyo­ruz. İş dünyasında yer alanların vazge­çilmezi olan elektronik posta, SMS, gö­rüntülü görüşme, anlık mesajlaşma gibi pek çok uygulama, bilgi akışına ivme kazandırmak için geliştirildi. İnsanoğlu bir yandan bilgi aktarımında hızı artı­ran buluşları hayatına katarken diğer yandan da kendini ve nesneleri fiziksel olarak bir yerden başka bir yere daha çabuk götürecek yenilikler peşinde ko­şuyor. Söz konusu yenilikler arasında bulunan ultra hızlı ulaşım sistemleri, özellikle iş dünyası tarafından yakın­dan takip ediliyor. Bu alanda karşımıza çıkan yenilikçi fikirlerden biri raylı sis­teme sabitlenmiş özel hızlı taşıma hiz­meti Podcar, yani “raylara asılı araba”.

Podcar’ın tohumlan esasen 1950’li yıllarda atılır. 1964’te ise şehir planlamacısı Donn Fichter çalışmalarını bir kita­ba dönüştürerek düşük ve orta nüfuslu yerleşim yerlerinde otomatik toplu taşıma sistemlerine geçilip geçilemeyeceği sorusunu ele alır. Aynı yıllarda Edward Haltom Türkçeye “monoray” olarak geçen tek raylı sistemler üzerinde çalışmak­tadır. Haltom, teknik hesaplamalardan elde ettiği sonuçlar doğrultusunda dikkatini toplu taşımadan bireysel raylı araç­lara çevirir ve “Monocab” adını verdiği altı kişilik raylı aracı geliştirir.

Bu alandaki çalışmalar ilerleyen yıllarda da devam eder fakat maliyetlerin yüksekliği genellikle projelerin tamamlanama-masına yol açar. Örneğin, 90’h yıllarda Amerikan Raytheon şirketinin hayata geçirmeye hazırlandığı PRT 2000 adındaki kişiselleştirilmiş raylı sistemler projesi, maliyetin mil başına 50 milyon dolar olması nedeniyle yarım kalır. Benzer bir du­rum, 2008’de Abu Dabi yakınlarında bir çölde inşasına baş­lanan ve geleceğin şehri olarak adlandırılan “Masdar City” isimli projede de yaşanır. Başlangıçta, bahsi geçen geleceğin şehrinde arabalara izin verilmeyeceği, burada sadece Podcar olarak adlandırılan araçların kullanılacağı konuşulsa da 2010 yılında bu plandan vazgeçilir .

Maliyet sorununa rağmen Podcar’a ilişkin pilot çalışmalar halen devam ediyor. Ayrıca, birçok ülkede test aşamasında olan projeler yürütülüyor. Örneğin, ULTra projesi Galler’in başkenti Cardiff te, Güney Kore-İsveç ortaklığında yürütülen Skycube projesi ise Güney Kore’nin Suncheon şehrinde haya­ta geçti. Meksika’nın Guadalajara şehrinde ise LINT projesine ilişkin çalışmalar devam ediyor.

Yeni nesil taşımacılık söz konusu olduğunda çeşitli ülkelerde ya­pılan çalışmaların yanı sıra dört isim öne çıkıyor. Bunların başında Hyperloop projesiyle Elon Musk geliyor. Onu Skytran ile Jerry Sanders, Jpods ile Bili James ve ET3 ile Daryl Oster izliyor. Gelece­ğin bu iddialı projeleri, yeni bir alan olan şehir bilimi sahasında çalışan ve “yürünebilir” kentler inşa etmeyi hedefleyen uzmanları ikiye ayırmış durumda. Bazıları bu sistemlerin birçok soruna çözüm getirebilece­ğine inanırken, bazıları ise yüzlerce yıllık birikimin ürünü olan şehir konseptini kalıcı olarak bozabilece­ğine dikkat çekiyor.

Podcar, geleceğin akıllı şehirlerinin gündeminde kendine sağlam bir yer edinecek gibi görünüyor. Kültür teknolojiye yenilecek mi yoksa ona yön mü verecek? Bu sorunun ceva­bını bekleyip göreceğiz.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Kadın Haklarının Türk Pullarında temsili

Kaybetmeden Değerini Bil!