in , , , , ,

Geleceği Kurtaracak Şey ” Enerji “

Geleceği Kurtaracak Şey ” Enerji “

Enerji konusundaki tartışmalar, çözümler, alternatif arayışlar dünyanın en temel meseleleri arasında yer alıyor. Bu yazıda biraz bu konular ile teknoloji dünyasının ilişkisinde neler olup bittiğine tam olarak olamasa da kabaca bir göz atacağız.

Önce derin bir nefes alalım…

Yeni bir sayıda yine beraberiz. Enerji konusun­daki tartışmalar, çözümler, alternatif arayışlar dünyanın en temel meseleleri arasında yer alıyor. Bu yazıda biraz bu konular ile teknoloji dünyasının ilişkisinde neler olup bittiğine tam olarak olamasa da kabaca bir göz atacağız. Buna belki bir girizgah diyebiliriz. Birden fazla temayla bir aradayız aslında. Bahsedeceğimiz mevzular insanlık olarak geldiğimiz noktayı gösteren önemli ge­lişmeler. İnsanlık teknoloji, iletişim ve endüstri devrimlerinden geçti. Çok büyük gelişmeler yaşandı. Peki, bunlar yaşanırken çevremizde neler oldu? Kaçırdığımız bir şeyler oldu mu acaba? Mesela moda? Modada kaçırdığımız çok şey oldu. Özellikle benim. Modayla başlayalım, bizim için moda nedir? Hani derler ya bazıları: “Moda insanın kendisine yakışanı giymesidir.” Biliyoruz bu bir şaka ama bakın size sağ tarafta bazı fotoğraflar gösteriyorum. Bunlar modacıların tasarımları. Bunların ne olduğunu tahmin edebilen çıkacak mı acaba okurlarımız arasın­dan? Peki, doğru tahmin eden çıkar mı? Bilemiyorum. Hepimizin bildiği gibi Çin, dünyanın üretim tesisi işlevi görüyor. Bugün aklınıza gelen hemen her markanın Çin’deki fabrikalarda üretim yaptırdığını duyuyor ve okuyoruz. Hatta bir dönem Apple’a üretim yapan fabri­kadaki intihar olaylarının sıklığı, bu tesislerdeki şartların nasıl olduğunu konuşmamıza yol açacak kadar günde­me gelmişti, “-misti” diyorum çünkü artık konuşmuyoruz ve sanıyorum şartlar çok acayip derecede iyileştiğinden gündemimizde değiller. Çin’in bazı şehirleri sadece sa­nayi bölgesi ve insanların buralarda fabrika tesislerinde kendilerine verilen birkaç metrekarelik odalarda ya­şamlarını sürdürmeleri tamamen bir ekonomik çabadan kaynaklanıyor. Bu bölgelerdeki ölüm oranlarına baktığı­nızda yüksek derecede kirliliğe bağlı kanser ve akciğer hastalıkları öne çıkıyor. Şimdi diyeceksiniz ki modadan nereye geldin? Bunları hep kafamın dağınıklığı sanıyorsunuz, değil mi? Hayır, bu defa değil. Bu tasarımlar -hani şu editörün en güzellerini seçtikleri- Çin’de kullanı­lan özel maskeler. Ne amaçla kullanılıyor dersiniz? Nefes alıp vermeye yardımcı olmak için. Çin’deki hava kirliliği böyle bir moda akımı ortaya çıkarmış durumda. Çin’de bu maskelerin ünlü tasarımcı Kanye West’in elinden çı­kanları 5 bin dolara kadar ulaşan fiyatlara alıcı bulabili­yor. Adidas’tan Nike’a, Puma’ya hatta Svvarovski’ye ka­dar pek çok popüler marka da bu “özel tasarım maske” işine girmiş. Elbette bunun bir amacı da hava kirliliğine dikkat çekmek. İşe yarıyor olabilir mi? Olabilir. Bugün­lerde Çin’in bazı bölgelerinde görüş mesafesi kirlilik se>-bebiyle 50 metreye kadar düşecek diyordu haberlerde.

Çin’deki hava kirliliği bir moda akımı ortaya çıkarmış durumda. Ülkede kullanılan özel maskelerin ünlü tasarımcı KanyeWest imzalı olanları 5 bin dolara kadar çıkan fiyatlara alıcı bulabiliyor.

Bilim insanlarının yaptığı bir araştırmaya göre gezegenimizde yaşayan türlerin dörtte üçü -evet yani yüzde yetmiş beşi-yok olmak üzere.

Bu konudan başka bir yere, bu konuya çok uzak olma­yan bir yere gidelim. Onun da insanda yarattığı etki yukarıdaki haberden daha iyi değil, öncelikle bunu söy­leyeyim de buna da hazırlanın… Belki biraz daha fazla kötümserlik barındırıyor bile olabilir. Bakış açısına göre değişir. Mesela “Ben doğayı sevmiyorum, aman yaban hayatı da ne canım! Ne güzel AVM’lerimiz var… Evimden AVM’ye, AVM’mden evime, başka bir yere çıkmam ben” diyenler varsa onlar için çok pozitif bile sayılabilir çünkü bilim insanlarının yaptığı bir araştırmaya göre gezege­nimizde yaşayan türlerin dörtte üçü -evet yani yüzde yetmiş beşi- yok olmak üzere. Bu türden bir yok oluş insanlık tarihinde bir ilk ve normalin yüz kat üzerinde bir yok olma durumuyla karşı karşıyayız. Afrika filleri yolda karşı miza çıkmasalar da yirmi yıl sonra yok olacaklarını bilmek, gelecek nesillere nasıl bir dünya bırakacağımız konusunda bizi düşünmeye sevk edebilir. En azından üç-beş dakikalık bir dertlenme… Bu yok oluşların arka­sında küresel iklim değişikliği, yanlış tarım uygulamaları, yaban hayatı ihlalleri, kirlilik ve hastalıklar var. Kirlilik ko­nusunda bir-iki ayrıntı vermek geliyor içimden. Örneğin 2050 yılında okyanuslarımızda balıktan çok ne olacak tahmin edin. Plastik! Evet, “plastik” diyenler kazandı. Deniz kuşlarının, mesela martıların veya albatrosların hemen tamamının midesinde bir plastik atık olduğunu tahmin edebilir misiniz peki? Ben edemezdim… “Neden? Nasıl olur? Tarım mı? Tarım da mı doğal hayatı yok eden önemli etmenlerden biri? Olamaz!” diye düşünen nicele­rine bu konuları biraz araştırmaları için bir fırsat sunarak bu başlıkları buraya bırakıyorum ve sınırlı yazı alanımı kullanmaya devam etmek istiyorum izninizle.

Biliyorum, biliyorum, içiniz karardı. “Okunacak şeyler mi şimdi bunlar? Sanki hiç derdimiz yokmuş gibi bir de bunlar mı çıktı?” diyorsunuz. Haklısınız ama azıcık daha sabredin. Kötü şeylerin sonu yokmuş gibi görünse de umudu kendimiz üretmek durumundayız.

Hadi ama! Yükseltin moralinizi. Daha iyi bir gelecek mümkün diyoruz, pek tabii. Mümkün ama nasıl? İşte yazının bu kısmı biraz daha heyecanlı olabilir çünkü gerçekten temamıza uyacak şekilde ilerleyeceğiz. Bilim insanları bize bir derman öneriyor aslında: Uzaya gidip orada yaşayalım. Şaka şaka… Bu bizim için biraz zaman alacak. O nedenle ilk olarak bunu önermiyorlar sanırım. Önerdikleri şey, basitçe temiz teknoloji ve temiz enerji. Aslında bu iki kavram “yeşil teknolojiler” olarak literatür­de de yer alıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın Küresel Enerji Görünümü Raporu’na göre 2015 yılı yenilenebilir enerjide dönüm noktası oluşturuyor. Yenilenebilir enerji kapasitesi birinci sıraya oturdu ve kömürü geçti.

Temiz enerji ve temiz teknoloji, Türkiye’nin de enerji politi­kalarında önemli yer bulan güneş, rüzgar ve hidroelektrik santralleri ile üretilen, doğanın imkanlarını kullanarak elde edilen enerjileri ifade ediyor. Uzmanlara göre enerji dünyasında iki önemli konsept büyük bîr değişim va-dediyor. Birincisi sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ki buna bizde kaya gazı da deniyor. İkincisi de yenilenebilir enerji. Aman ha, yenebilir değil. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Küresel Enerji Görünümü Raporu’na göre, 2015, yenile­nebilir enerjide dönüm noktası oluşturuyor. Bu yıl içinde yenilenebilir enerji kapasitesi birinci sıraya oturdu ve kömürü geçti. Sadece 2015’teki global kurulu güç artışı 153 gigavat. Yenilenebilir enerjideki artışın yüzde 40’ı ise Çin’den kaynaklanıyor. Bugün dünyada yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payı yüzde 23. Bu rakamın 2021’de yüzde 28’e çıkması bekleniyor.İşte bilim insanları bu teknolojilerin dünyanın kötü gidi­şatını durdurabileceğini söylüyorlar. Bilemiyoruz. Ancak bildiğimiz, teknoloji sektörünün tanıdığı isimlerin de için­de olduğu bir grubun ciddi yatırımlar yaptığı… Şöyle ki, Microsoft kurucusu Bili Gates ve ünlü yatırımcılar temiz enerji teknolojilerini geliştirmek ve küresel iklim değişik­liği konusunda dünyayı bilgilendirmek amacıyla 1 milyar dolarlık ortak bir fon oluşturdu. Paris İklim Anlaşması’nın kabulünden bir yıl sonra Breakthrough Energy Ventu-res (Yeni Enerji Girişimleri) ismiyle oluşturulan fonun katılımcıları arasında Gates, Facebook kurucusu Mark Zuckerberg, Alibaba Grup Holding Başkanı Jack Ma ve amazon sitesinin kurucusu Jeff Bezos gibi ünlü yatı­rımcılar var. Yatırımcı gruptan yapılan açıklamaya göre fonun amacı Paris’te konulan hedefler doğrultusunda yürütülen yeni enerji araştırmalarının finansmanının ar­tırılması ve küresel sera gazı emisyonlarının azaltılması. Teknoloji şirketleri sadece geleceğimizi kurtarmak için değil, buradaki fırsatları da gördükleri için bu konularla yakından ilgililer. Bu çerçevede, Tesla markasının enerji yatırımları ise ayrı bir yazı konusu olacak.

Bize düşen, seçimlerimizi ve tüketimimizi doğru yapma­ya çalışmak. Bunu yaparken de her zaman bizden bir sonraki kuşağı düşünmek ilk adım olabilir.

The Guardian, yakın zamanda Dünya Sağlık Örgütü verilerini kullana­rak yapılan bir araştırmanın sonuçlarını yayımladı ve Avrupa’daki en kirli 10 şehri açıkladı. Bu listedeki 10 şehir arasında 8 ilimizin olması bizi yaptığımız tercihler konu­sunda düşündürmeli gibi duruyor, ne dersiniz?

 

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Yorumlar

0 Yorumlar

Sosyal Ağ Savaşlarında Yeni Cephe ( Yapay Zeka )

Osmanlı’da Posta