Dünyanın En Zeki Hayvanı; Yunus Balığı

Her ne kadar yunus balığı diyor olsak da aslında yunuslar memeli hayvanlardır ve bu nedenle bilimsel olarak balık değil memeli sınıfına aittirler. Dünyada pek az deniz canlısı yunuslar kadar çok sevilir. Tatlı suda yaşayan yunus türleri de vardır. Yunus kelimesi, balinalar takımının alt takımı dişli balinalar içinde yer alan yunusgiller ailesindeki çok sayıdaki tür ile birlikte nehir yunuslarını da tanımlar.

Yunuslar dünyanın en eski hayvan türlerinden biridir. Ancak günümüzde 10 milyon yıl önce ortaya çıkan yunus türlerinin tamamı devamlılığını sürdürmüyor, ancak ortaya çıkan yeni yunus türleri var. Miyosen devrinde ortaya çıkan yunuslar; aynı zamanda balinalar takımının en kalabalık ailesidir. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan yaklaşık 34 farklı yunus türü vardır ve bu türlerden bazıları Türkiye’de de görülür.

Balık deyince akla yüzgeçler gelse de daha önce de bahsettiğimiz gibi aslında memeli canlılardır. Bu yüzden ciğerleri ile solunum yaparlar. Yunusların en ilginç özellikleri suyun altında boğulmadan uyumayı başarabilmeleridir. Bunun sebebi ise bizim gibi istemsiz olarak değil de isteyerek solunum yapmalarıdır. Ne zaman nefes alıp vereceklerine kendileri karar verirler. Herhangi bir nefes alışarında ciğerlerinin %90’ını doldurmayı başarırlar.

Yunus balıklarını çok farklı kılan özelliklerden biri de; ses dalgaları ile iletişim kurabilmeleridir. Suyun altında gönderdikleri frekanslar bir başka yunus tarafından algılandığında iletişim sağlarlar. Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için başka canlılarla iletişim kurma ihtiyacı duyarlar. Bu yüzden ses dalgaları yunuslara bu konuda yardımcı olur. Yunusların, iletişim kurmak için baş bölgelerinde özel bir organ bulunur. 200 bin defa titreşir, ses dalgaları yaratır ve iletim yapar. İnsanların işitemediği frekans değerlerinde göndererek, birbirleri ile haberleşirler. Çok uzak mesafelerde olmalarına rağmen, titreşimler kilometrelerce uzağa aktarılabilir. Titreşimler sayesinde yüksek ses dalgaları oluşturularak iletişim kurulur. Çevrelerindeki cisimleri tanıyarak hareket ederler. Sonar cihazlarının çalışma mantığına benzer şekilde doğadaki canlılarla iletişim kurarlar.

Yunusları diğer hayvanlardan ayıran önemli özelliklerden birisi de yüksek zekâlarıdır. Yunuslar tüm hayvanlar arasında en zeki olan hayvandır ve bu aslında yunusların tüm yaşantılarını ve diğer canlılarla olan sosyal ilişkilerini de belirleyen bir özelliktir. Yunusların yüksek zekası hem kendi aralarında hem diğer hayvanlarla hem de insanlarla oldukça başarılı bir şekilde iletişim kurma becerisine sahip olmalarını gerektirir.

Yunuslar memeli hayvanlar olduklarından dolayı doğum yoluyla ürerler. Yavru yunuslar doğdukları andan itibaren annelerini emmeye başlarlar. Ancak yunusların doğduklarında dudakları henüz gelişmemiştir ve bu nedenle düşündüğümüzün aksine meme emmek yerine anne yunusun karnındaki yarıklara dokunur ve yavru her dokunuşunda çıkan süt ile beslenir. Bir yunus yavrusu her gün onlarca litre süt içerek beslenir ve bu sayede sadece gelişmez anne sütünden aldığı yoğun yağ sayesinde suyun altında beden ısısını dengelemeyi başarır. İnek sütünün %15’i yağdan oluşurken, bu miktar yunus sütünde %50’dir v e bu nedenle yunus sütü son derece besleyicidir. Yunus yavrularının büyümesi ve annelerinden ayrılması çok uzun sürer. Yavrular anneleri ve sürü ile birlikte yaşarken sadece büyümezler, başta avlanmak üzere hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları her şeyi de öğrenirler. Bazı yunusların ailelerinden hiç ayrılmadığı ve hayatlarının sonuna kadar da aynı aile ve sürü ile yaşadığı bilinir.

Yunuslar her ne kadar memeli olsalar da karada yaşayan memelilerden farklı olarak; güneş ışığının olmadığı derinliklerde yaşadıkları için iletişim ve yön bulma konusunda işitme duyularından faydalanırlar. Yunusların yön bulmak için kullandığı yöntem yankıdır. Yunusların yankı ile yön bulmalarını sağlayan bir sonar sistemidir ve “ekolokasyon” olarak adlandırılır. Bu sistem sayesinde yunuslar çıkarttıkları yüksek frekanslı seslerin nesnelere çarpıp geri dönmesi sayesinde hem yönlerini bulurlar, hem de cisimlerin ne kadar uzaklıkta olduğu, cisimlerin büyüklüklerini, hareketli mi yoksa durağan mı olduklarını ve şekillerini anlayabilirler. Aynı zamanda bu sistemi avlanırken de kullanırlar.

Yunuslar memeli olmalarına karşın su yüzeyinde oldukça az zaman geçirirler. Bu da nasıl nefes aldıklarını merak ettiren bir konudur. Bunun cevabı yunusların vücudundaki kan miktarında gizlidir. Yunusların vücudundaki kan miktarı; normal canlıların neredeyse 2 katından fazladır. Vücutlarındaki kan miktarı ile orantılı olarak, kanlarındaki alyuvar miktarı da fazladır ve bu da alyuvarların kandaki oksijen taşıma yeteneğini arttırır. Ayrıca yunuslar yüzeye çıktıklarında aldıkları oksijeni hem kaslarında hem de kanlarında depolayabilirler. İlginçtir ki, yunusların akciğerleri diğer memelilerden daha büyük değildir. Derine daldıklarında; kan akışını mükemmel derecede düzenleyebilirler. Derine dalarken; kanlarının önemli organlar dışındaki organlara akışını durdurarak oksijeni daha idareli kullanırlar.

Türkiye’ de 3 farklı yunus türü yaşamaktadır. Bunlar; afalina, tırtak ve çizgili yunustur.

Afalina; Küt burunları bu canlıların en karakteristik fiziksel özelliğidir. Ağırlıkları 600 kiloya, boyları ise 4 metreye ulaşabilir. Vücutları gri renklidir, ancak karınları ve yan bölgeleri daha açık renkli olabilir.

Tırtak: Yunusgiller familyasının en bilinen türüdür. Sırt kısımları kahverengi veya siyah olan tırtakların, karın kısımları ise beyazdır. Vücutlarının iki yanında, açık sarı-gri bölgeler bulunur.

Çizgili Yunus: Afalinaya göre oldukça küçük bir tür olan çizgili yunusların boyları 2,7 metreye, ağrlıklarıysa ancak 150 kiloya ulaşabilir. Çizgili yunuslar sudan tam 7 metre yükseğe sıçrayabilirler.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Asırlık Geçmişi İle İstanbul’un En Parlak Üniversitelerinden Biri; Yıldız Teknik Üniversitesi

Su Boşa Harcanmayacak Kadar Değerlidir…