Doğal Yaşam ve Modern Hayat Arasında ” Nairobi “

Doğal Yaşam ve Modern Hayat Arasında ” Nairobi “

Son yıllarda gerçekleştirdiği atılımlarla adından söz ettiren Doğu Afrika ülkesi Kenya’nın başkenti Nairobi, hem afirka dendiğinde akla gelen doğal yaşam imgesini hem de metropol hayatının özelliklerini yansıtır.

Afrika birçok özelliğiyle diğer kıtalardan ayrılır. Bu özelliklerin kimi bir bakışta anlaşılabilecek düzeydedir, kimini fark etmek içinse konuya biraz daha derinleme­sine bakmak gerekir. Afrika’nın ayrıntılarıyla incelenmesi gereken farklılıklarının başında Batı Avrupa’nın başını çektiği modern hayatın simgesi konumundaki birçok öğenin tersini simgelemesi gelir. Modern dünya ne kadar homojense Afrika o kadar heterojendir, modern hayat ne denli korunaklıysa Afrika o denli “vahşi” unsur­lar barındırır. Suyuyla, havasıyla, gıdasıyla, beslenme alışkanlıklarıyla, güneşi ve rüzgarıyla, sosyal ağları ve insan ilişkileriyle özgündür Afrika. Bu nitelik en çok da yaban hayatla birlikte gösterir kendini. Göz alabildiğine uzanan verimli ovalar üzerinde otlanan, avlanan, koş­turan hayvanların çoğunu dünyanın diğer kıtalarında görmek için ancak hayvanat bahçelerine gitmek gerekir. Onların avlanma, beslenme, üreme gibi doğal yaşamına ait davranışlar ise belgesellerde izlenebilir. Afrika bu yö­nüyle modern hayatın içinde uzun süredir yer almayan doğayı ve kadim zamanlardan bu yana insana her daim tehdit oluşturan doğal yaşamı simgeler. Afrika dendiğin­de ortaya konulabilecek bu ayrımları tek başına karşıla­yabilecek ülkelerden bîri ise Kenya’dır. Geniş ovalan, göz alabildiğine uzanan otlakları, vahşi yaşama ev sahipliği yapan topraklarıyla bilinen Kenya’nın bilhassa son yıl­larda öne çıkan bir başka özelliği vardır: Batılı yaşam tarzına da kucak açan başkent Nairobi.

Nairobi, 1899 yılında kurulmuş genç bir yerleşimdir. Eyaletlerden oluşan bir yönetim sistemine sahip Kenya’nın merkezî başkenti olduğu gibi aynı adlı eyaletin de başkenti statüsündeki şehir, Nairobi Nehri’nin üzerinde yer alır.

Doğu Afrika’nın en yüksek nüfusa sahip şehirlerinden biri olarak sivrilen Nairobi, 1899 yılında kurulmuş genç bir yerleşimdir. Eyaletlerden oluşan bir yönetim sistemine sahip Kenya’nın merkezî başkenti olduğu gibi aynı adlı eyaletin de başkenti statüsündeki şehir, Nairobi Neh-ri’nin üzerinde yer alır. Bereketli topraklarda bulunduğu ilk bakışta anlaşılan bu kendine özgü kent, son yıllarda küresel çapta birçok şirket ve organizasyona ev sahipliği yapan, politika ve finans dünyasının Afrika’daki merkez­lerinden biri olarak değerlendirilen, sosyal, kültürel ve sanatsal alanlarda önemli gelişmeler kaydeden dinamik ve gelecek vadeden bir yapıya sahiptir. Yerel dilde “yeşil ve sulak yer” anlamına gelen Nairobi kelimesinin işaret ettiği verimli yapıyı koruyan ve her geçen gün daha da geliştiren Nairobi’de yükselen gökdelenler finans dünya­sının katettiği aşamayı ve şehrin modern dünyayla olan zihniyet birleşimini gösterirken, o gökdelenlerin pence­relerinden izlenebilen göz alabildiğine geniş ovalarda süren yaşam hâlâ vahşi hayata dair birçok emare ta­şımaktadır. Afrika’nın beş büyükleri olarak adlandırılan Afrika mandası, Afrika leoparı, aslan, Afrika fili ve kara gergedana ev sahipliği yapan bu düzlüklerin hemen yanı başında yükselen parlak camlı binalar, Nairobi’nin son dönemde geçirdiği değişikliğin simgesi niteliğin­dedir. Nairobi kabına sığmayan nüfusu, hareketli iş ve sosyal yaşamı, özellikle son dönemde geçirdiği büyük değişim­le sadece Kenya’nın değil aynı zamanda Afrika’nın da hatırı sayılır kentlerinden biri olsa da adı daha ziyade vahşi doğa kuşağı, safari ve dünyanın geri kalanında görülmesi zor hayvanlarla birlikte anılıyor. Bu yönüy­le her yıl on binlerce turisti ağırlayan Nairobi, her ne kadar yüksek katlı binalarla dünyaya açılıyor olsa da kendine has özelliklerinin ne olduğunu ve onların nasıl korunması gerektiğini biliyor. Nairobi Millî Parkı bu ko­ruma çabalarından biri. 1946 yılında Kenya’nın ilk millî parkı olarak kurulan Nairobi Millî Parkı kent merkezine oldukça yakındır. Nairobi’nin sadece 7 kilometre güne­yinde bulunan park, vahşi doğayı şehir hayatına taşıyan eşsiz bir yapıya sahip. 19. yüzyılda ülkeye ayak basan “beyaz adam”ın yeşillendirdiği yaklaşık 120 kilometrelik bir alanda kurulu Nairobi Millî Parkı, zürafadan aslana, zebradan gergedana Afrika dendiğinde akla gelen ruhu yansıtan birçok hayvana ev sahipliği yapar.

1946 yılında Kenya’nın ilk millî parkı olarak kurulan Nairobi Millî Parkı kent merkezine oldukça yakındır. Nairobi’nin sadece 7 kilometre güneyinde bulunan park, vahşi doğayı şehir hayatına taşıyan eşsiz bir yapıya sahiptir.

Kenya’nın zengin mirasını bünyesinde barındıran Nairobi Millî Müzesi, Nairobi’de görülmesi gereken önemli yer­lerin başında gelir. 1963 yılında Kenya’nın bağımsızlığını ilan etmesiyle Coryndon Müzesi, millî müze olmuştur. Takip eden yıllarda Kenya’daki tüm müzeler Kenya Millî Müzeleri Komitesi’ne bağlanmıştır. 1967 yılında Richard Leakey ve Louis Leakey Nairobi Millî Müzesi’nde önemli değişiklik ve yeniliklere imza atmıştır. Bu çalışmaların ardından yepyeni bir çehreye bürünen müzede birbirin­den kıymetli koleksiyonlar bulunmaktadır. Kenya’nın en gösterişli binalarından olan Nairobi Millî Müzesi her yıl on binlerce insana Afrika’nın ruhunu yansıtmayı başaran görülmeye değer bir mekandır. Nairobi’yi ziyaret edenlerin bir başka durağıysa kent ha­yatında oldukça büyük bir öneme sahip GoDovvn Sanat­lar Merkezi’dir. 2003 yılına kadar araba mezarlığı olarak kullanılan büyük bir alanda yapılan düzenlemeler so­nucunda geniş yelpazeli bir sanat merkezi haline gelen mekan Kenya’nın sanat ve medya merkezi olarak bilinir. Prova ve konser salonlarından televizyon stüdyolarına birçok alanın yer aldığı yerleşkede birbirinden farklı çok sayıda etkinliğe katılmak mümkün. Nairobi’de keyifli za­man geçirmek isteyenlerin vazgeçilmez duraklarından biri olan GoDovvn Sanatlar Merkezi, müzisyen, tasarım­cı, dansçı, ressam, akrobat ve heykeltıraşlara kapılarını sonuna kadar açan önemli bir mekan kimliği taşır.

Doğu Afrika’nın demiryolu tarihiyle ilgili bilgi edinmek isteyenlerin durağıysa Nairobi’nin önemli müzelerinden biri olan Demiryolu Müzesi’dir. 1971 yılında Doğu Afrika Demiryolları tarafından açılan müzede Afrika’nın geniş düzlüklerinde yıllar boyunca yük ve yolcu taşımış loko­motif ve vagonları görmek mümkündür. Tren ve gemi modelleri, tablo ve fotoğraflarla çeşitlendirilen müzede, demiryolu tarihinden hareketle Afrika ve Kenya’nın geç­mişine göz atma şansı yakalanabilir. Nairobi’nin görülmeye değer yerlerinden biri de Afri­ka’nın yazarı olarak bilinen Karen Blixen’in evidir.

Nairobi’nin görülmeye değer yerlerinden biri de Afrika’nın yazarı olarak bilinen Karen Blixen’in evidir.

Gezip görülecek yerlerinin dışında farklı lezzetleri barındıran mutfağıyla da öne çıkan Nairobi, değişik tatların denenebileceği özel bir şehirdir.

Yıllar boyunca Nairobi’de bir çiftlik evinde yaşayan yazar, hem Kenya’nın hem Afrika’nın geçmişine olduğu kadar geleceğine de ışık tutan metinler kaleme almış ve özellikle Batı Avrupa’yla Afrika arasında entelektüel bir köprü kurmuştur. İngiltere’nin Kenya’dan çekilme­sinden sonra yazarın evi müzeye çevrilmiştir. Geniş bir bahçe içerisinde kurulu bu hoş çiftlik evini ziyaret etmek Blixen’in özel hayatına doğru yolculuğa çıkma imkanı tanır. Gezip görülecek yerlerinin dışında farklı lezzetleri barın­dıran mutfağıyla da öne çıkan Nairobi, değişik tatların denenebileceği özel bir şehirdir. Uzun yıllar boyunca sömürge yönetimlerinin hakimiyetinde kaldığından Por­tekiz ve İngiliz mutfaklarının kendine özgü kültürlerini barındıran Nairobi mutfağı, aynı zamanda Afrika lezzet­lerini de sunduğundan küçük bir dünya tatları seyahati yaptırır. Dünya çapında bilinen birçok kültür ve sanat festivaline ev sahipliği yapan Nairobi, küresel ölçekte önemli bir merkez haline gelmeye başladığı son yıllardan itibaren alışveriş çeşitliliği ve hareketli sosyal hayatıyla da dikkat çekmektedir. Her ânı ayrı bir enerjiyle sarmalanan bu kalabalık Afrika başkentinin geleceği, doğal yaşam ve modern hayatın birlikteliğiyle şekillenmeye devam ede­cek gibi gözüküyor.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Osmanlı’da Posta

Yağmurlu Mektup