Kanal İstanbul projesinin ilk ayağı ”Dev Projelerin Adamı Sokullu Mehmet Paşa”nın Kanal projeleri

Kanal iSTANBUL projesi gündemdeyken ,tarihi kanal projelerimizden ilham almalıyız. Gerçekleşmemiş kanal projelerimizden sonra talihsizliğimizi kırabilecek miyiz ,bunu zaman gösterecek .Sözü daha fazla uzatmadan tarihi kanal projelerimize ve bu kanal projelerinin sahibi olan Sokollu Mehmet Paşa’nın hayatına birlikte bir göz atalım .

II. Selim ve III. Murat Dönemi Kanal Projeleri

Süveyş Kanal Projesi : Akdeniz ile Kızıldeniz’in bir kanal ile birbirine bağlanmasını istemiştir. Sokullu’nun bu projesi ile ulaşmak istediği hedef Coğrafi Keşifler ile önemini yitiren Akdeniz ticaretine önem kazandırarak Baharat Yolu’nu yeniden canlandırmak ve bölge Müslümanlarına yardım etmektir.Kanal Sokullu’nun ölümü üzerine bu kanal açılamamıştır.

Marmara Karadeniz Projesi : Marmara Denizi ile İznik Gölü ve Sakarya Irmağını kanallarla birleştirmek istemiştir.İstanbul Boğazı’nın gemi trafiği
yükünü hafifletmeye yönelik bir proje hedeflemiştir. Bu proje de gerçekleştirememiştir.

DonVolga Projesi : Karadeniz’e dökülen Don Nehri ile Hazar Denizi’ne dökülen Volga Nehri’nin bir kanal aracılığı ile birleştirilmesini hedeflemiştir.

SOKULLU MEHMED PAŞA (1505-1579), ünlü bir Osmanlı sadrazamıdır. Hıristiyan bir ailenin çocuğu olarak Bosna’ya (bugün Yu­goslavya’da) bağlı Sokol kasabasında doğdu. 1519’da devşirme usulünce ailesinden alına­rak Edirne’ye getirildi ve Müslüman olup Mehmed adını aldı. Edirne Sarayı’nda eğitim gördükten sonra İstanbul’a gönderildi. Topkapı Sarayı’nın Enderun bölümünde çeşitli görevlerde bulundu. 1541’de kapıcıbaşılığa yükseldi. 1546’da saray hizmetlerinde başarılı olanların dış göreve atanmaları yolundaki gelenek uyarınca kaptanı deryalığa getirildi. Bu görevde iken Trablusgarp seferine katıldı, İstanbul Tersanesi’ni genişletti ve yeniledi. 1549’da vezirliğe yükselerek Rumeli Beylerbeyliği’ne atandı.

Avusturya ile 1547’de imzalanan barış ant­laşmasının bozulması üzerine Sokullu Meh­med Paşa 1551’de Erdel üzerine yapılacak seferin komutanlığına getirildi. 80 bin kişilik bir orduyla Erdel’e giren Sokullu Mehmed Paşa bazı önemli kaleleri aldı. Ama, Terneşvar kuşatmasında başarılı olamayarak geri çekildi. Temeşvar 1552’de, Macaristan serdarlığına atanan Kara Ahmed Paşa ile birlikte düzenlediği yeni bir seferle alınabildi. Sokullu Mehmed Paşa aynı yıl Rumeli Beylerbeyliğinden ayrılarak İstanbul’a döndü.

Kanuni Sultan Süleyman 1553’te Sokullu Mehmed Paşa’yı Rumeli askerinin başında Anadolu’ya gönderdi. Aynı yıl başlayan Nahcivan Seferinde Sokullu Mehmed Paşa’nın komutasındaki Rumeli askerleri büyük başarı gösterdiler. Sefer dönüşünde Sokullu Meh­med Paşa üçüncü vezirliğe yükselerek kubbe-altı vezirleri arasına katıldı.

Sokullu Mehmed Paşa 1559’da Kanuni Sultan Süleyman’ın oğulları Selim ile Bayezid arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkta babasının buyruklarını dinlemeyen Bayezid’e karşı Selim’ in yanında yer aldı. İki kardeşin Konya Ovası’nda yaptıkları savaşa katılarak Selim’in galip gelmesinde önemli rol oynadı. Bayezid İran’a sığınmak zorunda kaldı ve orada öldü­rüldü (1561). Sokullu Mehmed Paşa da Kanu­ni Sultan Süleyman’ın hayatta kalan tek erkek çocuğu olarak veliahtlığa getirilen Selim’in kızı İsmihan Gevher Sultan’la evlendi (1562). Semiz Ali Paşa’nın sadrazam olmasıyla ikinci vezirliğe yükselen Sokullu Mehmed Paşa onun 1565’te ölmesi üzerine sadrazamlığa getirildi.

Yaşı hayli ilerlemiş olan Kanuni Sultan Süleyman çok güvendiği Sokullu Mehmed Paşa’ya geniş yetkiler verdi. Bu arada Avus­turya İmparatoru I. Ferdinand ölmüş (1564), yerine geçen oğlu II. Maximilian 1562’de imzalanan barış antlaşmasını çiğneyen giri­şimlerde bulunmuştu. Avusturya’ya karşı ye­ni bir seferin gereğine inanan Sokullu Meh­med Paşa yaşlı padişahı da buna inandırarak 1566’da Zigetvar Seferi’ni başlattı. Yolda hastalanan Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar’ ın alınmasından bir gün önce öldü. Sokullu Mehmed Paşa padişahın ölümünü Şehzade Selim gelinceye kadar askerlerden gizledi. Orduyu Belgrad’da karşılayan Selim burada padişah ilan edildi.

II. Selim, Sokullu Mehmed Paşa’yı babası­nın verdiği geniş yetkilerle sadrazamlıkta bıraktı ve devlet işlerine fazla karışmadı. Sokullu Mehmed Paşa 1568’de Avusturya ile sekiz yıl süreli bir banş antlaşması imzaladık­tan sonra doğuya yöneldi. Amacı Osmanlı egemenliğini Asya’da ve doğu denizlerinde de güçlendirmekti. Portekiz’in Hint Okyanusu’nda gittikçe artan etkinliğine karşı Kızıldeniz, Umman Denizi ve Basra Körfezi’ndeki Osmanlı gemilerinin sayısını artırdı. Bir yan­dan da Hindistan ve Endonezya’daki Müslü­man hükümdarlarla dostluk ilişkisi kurmaya çalıştı. Ayrıca Don ve Volga ırmaklarım bir­leştirecek bir kanal açma girişiminde bulun­du. Böylece Karadeniz ile Hazar Denizi ara­sındaki ulaşım sağlanabilecek, Kafkasya daha kolay denetim altına alınacak, Orta Asya’daki Türk hanlıklarıyla ilişki kurulabilecekti. Ama bu proje Ruslar’ın saldırıları ve Kırım hanının gerekli yardımı yapmaması yüzünden gerçekleşemedi.

Sokullu Mehmed Paşa Akdeniz’deki Haçlı egemenliğine karşı İspanyollar’ın eline geçen Tunus’u geri alarak Kuzey Afrika’yı denetle­yebilecek bir üs elde etmek istiyordu. Uzun vadede ise Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayacak bir kanal açarak Osmanlı donanmasına hızla hareket etme olanağı sağlamayı, Hint Okyanusu’ndaki Portekiz egemenliğine son verme­yi amaçlıyordu. Ama Piyale Paşa, Lala Mus­tafa Paşa gibi karşıtlarının etkisiyle Divan-ı Hümayun 1570’te Venedik’in elindeki Kıb­rıs’a karşı bir sefer yapılmasını kararlaştırdı. Sokullu Mehmed Paşa bu karara Venedik’le var olan barışın bozulmasının Haçlılar’ leştireceği ve uzun sürecek bir savaşa açacağı gerekçesiyle karşı çıkmıştı. Böylesi bir savaşın Osmanlı Devleti’ne yarar getirme­yeceğini ve uzun vadeli projelerin gerçekleş­mesini engelleyeceğini düşünüyordu. Divanı Hümayun’un kararına uyarak Kıbrıs Seferi’nin başarıya ulaşması için sonuna kadar çalıştı. Seferin komutanlığına getirilen Lala Mustafa Paşa Ağustos 1571’de Kıbrıs’ın fethi­ni tamamladı. Buna karşılık Venedik’in başvurusu üzerine papanın çağrısıyla oluşturulan Haçlı donanması 7 Ekim 1571’de İnebatıtı’da Osmanlı donanmasını ağır bir yenilgiye uğrat­tı. Sokullu Mehmed Paşa’nın, bu olaydan sonra Osmanlı Devleti’nin barış isteyeceğinden emin olan Venedik elçisine söylediği “Biz sizden Kıbrıs’ı alarak bir kolunuzu kestik, siz ise bizim donanmamızı yenmekle yalnızca sakalımızı kestiniz; unutmayın ki, kol bir daha yerine gelmez, ama sakal eskisinden de gür çıkar” sözleri ünlüdür. Sokullu Mehmed Paşa’nın hemen yeni bir donanma hazırlan­ması buyruğuna karşılık bunun kolay bir iş Olmadığım söyleyen kaptanı derya Kılıç Ali Paşa’ya verdiği “Paşa, paşa bu devlet öyle bir devlettir ki, isterse gemilerini gümüşten, ha­latlarını ipekten, yelkenlerini de atlastan ya­par” yolundaki yanıtı da tarihe geçmiştir.

Gerçekten de bir kış içinde yenilenen do­nanma baharla birlikte Akdeniz’e açılarak Haçhlar’a ağır kayıplar verdirdi. İspanya ile anlaşmazlığa düşerek Haçlı ittifakından ayrı­lan Venedik papanın desteğini de yitirince Osmanlı Devleti’nden barış istemek zorunda kaldı. Sokullu Mehmed Paşa’nın önerdiği koşullarla imzalanan antlaşmanın ardından Osmanlı ordusu ve donanması ortak bir hare­kâtla Tunus’u İspanyollar’dan geri aldı (1574).

Sokullu Mehmed Paşa, 1574’te ölen II. Selim’in yerine geçen III. Murad döneminde de sadrazamlığını sürdürdü. Ama artık eski gücü yoktu. Padişah da Sokullu Mehmed Paşa’nın karşıtlarıyla işbirliği içindeydi. So­kullu Mehmed Paşa’ya yakınlığıyla tanınanlar birer birer İstanbul’dan uzaklaştırılıyor, Di­vanı Hümayun’daki etkisi de gitgide azalı­yordu. Bütün bu gelişmelere karşın Sokullu Mehmed Paşa gene de bazı siyasal ve askeri başarılar elde etti. 1577’de boşalan Lehistan (Polonya) tahtına Erdel Voyvodası Stefan Batory’nin seçilmesini sağlayarak Avusturya’ nın oyununu bozdu. 1578’de Fas’ta Portekiz ordusu yenilgiye uğratılarak bölgedeki Osmanlı egemenliği pekiştirildi. Ama Divan-ı Hümayun’un 1578’de İran’a sefer açılması kararını engelleyemedi. Böylece 1590’a kadar sürecek yeni bir Osmanlı-İran Savaşı başladı. Sarayda ise Sokullu Mehmed Paşa’ya karşı olanlar etkinliklerini iyice artırmışlar, hatta sudan bir nedenle amcasının oğlu Budin Beylerbeyi Mustafa Paşa’yı idam ettirmişler­di. Sokullu Mehmed Paşa sadrazamlık gücü tükenmiş bir durumda iken, 1579’da konağın­da topladığı bir ikindi divanı sırasında, tımarı azaltıldığı için şikâyete geldiğini söyleyen bir Boşnak tarafından hançerlenerek öldürüldü.Sokullu Mehmed Paşa 14 yıl süren sadrazamlığı boyunca usta bir siyasetçi olarak çıkmış, birçok siyasal ve askeri başarının edilmesinde birinci derecede rol oynamıştır. 60 yıllık devlet hizmeti sırasında hiçbir göre­vinden alınmamış, daima bir üst göreve atanmış olması da ayrı bir özelliğidir. Sokullu Mehmed Paşa’nın iki tanesi İstanbul öbürleri Lüleburgaz (Kırklareli), (Edirne) ve Payas’ta (Hatay) bulunan külliyesi, imparatorluğun hemen her yerine dağılmış birçok hayır eseri vardır.

Değerlendirmek ister misiniz?

1 point
Upvote Downvote

Amerikan İç Savaşının Yasallaştırılmış Fahişeleri ve Kadın vatanseverlik