Çin Hanedanlıkları Bilinmeyen Hikayesi ” Shang ve Zhou Hanedanları “

Çin Hanedanlıkları Bilinmeyen Hikayesi ” Shang ve Zhou Hanedanları “

İÖ 1766’dan 1123’e kadar olan Shang (Şang) hanedanı döneminde Çin yazısı gelişti. (Ha­nedan aynı aileden gelen hükümdarlar kuşa-ğıra denir.) Pek fazla değişmeden günümüze kaiar gelen Çin kültür ve geleneklerinin temeli Shang’ların yerini alan Zhou (Çoğ) im­paratorları döneminde (İÖ 1122-256) atıldı. Konfüçyüs, Mengzi ve Lao Ze gibi düşünürle­rin yetiştiği bu dönemin son zamanlan Çin felsefesinin Altın Çağı’dır. Konfüçyüs insanların barış ve uyum içinde nasıl bir arada yaşabileceklerine ilişkin öğütler veren bir kitap yazmıştır.

Çin Hanedanlıkları Bilinmeyen Hikayesi ” Ciin Hanedanı “

İÖ 221’de Shi Huang Di rakiplerini yenilgiye uğratarak bütün ülkeyi birleştirdi ve Qin ha­nedanını kurdu. Ülkenin adı da bu hanedan­dan gelir. Ülkeye herkes için geçerli olan bir yasa, para birimi, karayolu sistemi, ağırlık ve uzunluk ölçüleri ile yazı dilini kazandırar Çin’i İÖ 221’den 210’a kadar yönetti. Şeddi onun zamanında tamamlandı. Hklka eski geleneklerini unutturabilmek için, Kon füçyüsçü bilim adamlarınca yazılan bütün ki taplann yok edilmesini buyurdu. Bu zararlı eylem tarihe “kitapların yakılması” olarak geçti. Shi Huang Di’nin mezarı dünyanın ilgi kici arkeolojik kalıntılarından biridir. Arkeo loğlar 1974’te Shaanxi (Şensi) eyaletinin jaş kenti Xi’an’ın (Sian) yaklaşık 40 km doğu un daki Li Dağı’nda yaptıkları kazılarda mezarı korumakta olan bir ordu buldular. Pişmiş den gerçek boyutlanna uygun olarak yapı bu orduda zırhlı piyade, okçu, mızrakçı, balı asker ve atlıların toplam sayısının 7 olduğu sanılmaktadır (bak. ARKEOLOJİ). Huang Di Çin’in ilk ve en etkin imparatorla nndan biri olmakla birlikte hanedanı uzun sürmedi. Oğlu, General Liu Bang’ın önderli ğindeki bir ayaklanmada öldürüldü ve general İÖ 206’da Han hanedanını kurdu.

Han Hanedanı

400 yıl boyunca Çin’i yöneten Han hanedanı sırasında Çin tarihinin en parlak dönemlerin­den birini yaşadı. Bugün bile Çinliler kendileri­ne “Han halkı” derler. İmparatorluk sınırlan, güneybatının ve Mançurya’nın bir bölümünü, kuzeyde ise günümüzde Kore’ye bağlı toprak­ların bir parçasını içine alacak biçimde geniş­ledi. Çin orduları Batı Asya’ya bağlanan j ol­ların denetimini ele geçirdi. Hazar Denizi’lin kıyısında bulunan krallıklar Çin imparatoruna bazı ayrıcalıklar tanıdı. Çin uygarlığı Hindis­tan’dan ve Orta Asya’dan gelen dinsel ve sa­natsal etkilerle zenginleşti. Çin toplumu, Han hanedanından başlaya­rak “bilge görevliler” ya da “mandarin”lerin desteğindeki bir imparator tarafından yönetil­di. Bu görevliler toprak sahipleri sınıfı içine en seçilir, Konfüçyüs öğretisine ilişkin zorlu bir sınavdan geçirildikten sonra göreve alınır­lardı.

Sui Hanedanı

İS 221’de Han hanedanının devrilmesinden sonra yaklaşık dört yüzyıl süren karışıktir dönem yaşandı. Bir yandan generaller Çin’e egemen olmak  için kendi aralannda savaşır­larken, öbür yandan da Hunlar, Moğollar ve Türkler Orta Asya’dan Kuzey Çin Ovası’na durmadan akınlar düzenliyorlardı. Bu saldırı­lar sonunda Çinliler’i Yangtze Irmağı’nın gü­neyine sürmeyi başardılar ve kuzeyde kendi krallıklarını kurdular. Ne var ki, bu krallıkla­rın çoğu zaman içinde Çinlileşti ve İS 589’da Çin tümüyle tek bir hanedanın, Sui hane­danının yönetimi altında yeniden birleşti.

Tang Hanedanı

İS 618’de Li Shimin, Sui hanedanını devirdi. Li Shimin daha çok büyük Tang hanedanının kurucusu İmparator Tai Zong olarak bilinir. Çin imparatorlarının en ünlülerinden biridir. Yaklaşık 300 yıl (İS 618-906) yönetimde kalan Tang hanedanı zamanında Han hanedanın­dan bile daha parlak bir dönem yaşandı. Bu dönemde imparatorluk toprakları genişletildi; bazıları Tang hanedanı içinden Çlktl. Ll Jul’ min’in yanı sıra, 712-756 arasında hüküm sü­ren Ming Huang hem güçlü bir savaşçı, hem de sanatı geliştiren bir imparator olarak çok önemlidin Ne var ki, ardından gelenler yetersiz ve yeteneksizdi. Ağır ilerleyen bir çöküşI döneminin sonunda, 906’da Tang hanedanı’ yıkıldı.

Song Hanedanı

Kısa süreli hanedanların birbirlerini izlediği 53 yıllık bir kargaşa döneminin ardında Song hanedanı kuruldu. Bu hanedan 960’tan 1279’a kadar yönetimde kaldı. Bu dönem sa­nat, felsefe ve edebiyattaki gelişmelerle üjı-lendi. Ne var ki, siyasal açıdan ülkeye yönehk saldırıların ve toprak kayıplarının yaşandığı sorunlu bir dönem oldu. Kuzey Çin Ovası’nda Moğol krallıkları yeniden kuruldu. 1127’de Song’lar güneye sürüldüler ve Hangzhou’yu yeni başkent yaptılar. Kuşatılmış olmalarına karşın, bu dönemde güzel kentler kurdular ve büyük bir deniz ticaret filosu geliştirdiler.

Moğol İmparatorluğu

Moğol İmparatorluğu’nun yükselişi Song ha­nedanının çökmesine yol açtı. Moğol Hüküm­darı Cengiz Han (bak. cengiz Han) gefıiş bir imparatorluğun kurulmasıyla sonuçlanan se­ferlere girişti. 1212’de Çin topraklarına saldı­rıya geçti. 15 yıl sonra öldüğünde, Moğol sınırlan Doğu Avrupa’dan Sarı Deniz’e kadar uzanıyordu. Torunu Kubilay Han Çin’in ilk Moğol İmparatoru olarak 1260’ta tahta çıktı. Çin’i bütünüyle ele geçirerek Yuan hanedanını kurdu (1280-1368). Bugünkü Pekin’in yakınlarında bulunan Shantu’yu ( Şantu ) başkent yaptı. Batıya Çin’e ilişkin ilk bilgileri veren Avrupalı gezgin Marko Polo Kubilay’ı gelmiş geçmiş en zengin ve güçlü hükümdar olarak tanımlar. Çin için Moğol imparatorlarının yönetiminde geçen ilk 50 yıl barış ve bolluk dönemi olmuştur. Bu yıllar rahiplerin ve tüccarların Çin’den Roma’ya uzanan İpek Yolu’nda hiçbir engellemeyle karşılaşmaksızın, özgürce ve güvenlik içinde yolculuk edebildikleri yıllardı. Ondan sonra yavaş yavaş Moğollar’ın çöküş dönemi başladı. Barutun icadıyla birlikte Çinliler’in yalnızca ok ve yay kullanan Moğol atlılarından korkan kalmadı. Kubilay’ın ölümünden sonra ülkeyi yönetenler dürüst­lükten ayrıldılar ve rüşvet almaya başladılar. Köylüler açlıktan ölürken, toprak ağaları ve devlet görevlileri zenginleştiler. San Irmak’ın taşmasını önleyen setlerin bakımı önemsen­medi ve büyük su baskınları oldu; ardından ayaklanmalar çıktı. Eski bir Budacı rahip olan Zhu Yuanzhang (Çu Yuan Çang) ayaklanma­nın önderi olarak 1368’de Pekin’i ele geçirme­yi başardı. Moğollar Gobi Çölü’ne kaçtılar. Zhu Yuanzhang son Çin hanedanı olan Mingler’in ilk imparatoru oldu.

Ming Hanedanı

Ming hanedanının yönetimi (1368-1644) gör­kemli başladı. Moğollar’ın askeri yönetim uy­gulaması kaldırılarak, Çin bir kez daha bilge görevlilerce yönetilmeye başladı. 1405’te İm­parator Yonglo başkenti Nanking’den Pekin’e taşıdı. Orada Cennet Tapınağı ile imparatorların yaşadığı Yasak Kent’te saraylar yaptırdı. Bu yapılar çağlar boyunca hayranlık uyandırdı. Sanat etkinlikleri gelişti. Opera ve tiyatro oyunlan yaygınlaştı. Coğrafya ve tarih alanında yeni çalışmalar yapıldı. Bu dönemde Asya ve Avrupa arasındaki karayolu bağlantısı kesildi, ama Çin’den Afri­ka kıyılanna kadar uzanan 30’un üzerinde ül­keye denizaşın seferler düzenlendi. Çin’in uluslararası konumu güçlendirildi.

Mançular

15. yüzyılın sonlannda Çin, yeni bir çöküş dö­nemine girdi. Kıyı halkı Çinli ve Japon korsanların saldınlarından çok tedirgin oldu. Bu yüzden hükümet, halkı çiftliklerini ve evlerini terk ederek iç kesimlerde güvenli yerler ara-malan için zorlamak durumunda kaldı. Çin Seddi’nin kuzeyinde göçebe kabileler bir Mançu şefinin önderliğinde birleştiler. Bu şef Mançu hanedanını kurdu ve Shengyang’ı (Şenyang) başkent ilan etti. 16. yüzyılın sonla­rında Mançular Çinliler için giderek büyüyen bir tehlike olmaya başladılar. Bu sırada bir Çinli general Mançular’dan Çin’deki bir ayak­lanmanın bastınlması için yardım isteğinde bu­lununca, Mançu imparatoru ordusunu Pekin’e soktu ve savaşmaksızın yönetimi ele geçirdi. Mançu hanedanı yönetiminin ilk 150 yılın­dan geçmiş Tang hanedanının parlak dönemle­rini yeniden canlandırdı ve Çin’i önceki dönemlerden daha da güçlü ve zengin bir ülke yap­tı.! Bu hanedanın imparatorlarından Kangxi (Iang Şi; 1661-1722) ile torunu Qian-long (Gien-long; 1736-96) Çin tarihindeki en ünlü imparatorlar arasındadır. Qian-long’un impa­ratorluk döneminin sonuna doğru, sorunlar birikmeye başlamıştı. Bir kez daha gerileme dönemine giren Çin’de bu gerileme 19. yüzyıl boyunca sürdü. Halk artan vergilerden, dü­zenbaz ve çıkarcı memurlardan bezmişti. Ta­nımla uğraşan köylüler işledikleri toprağı toprak sahiplerinden çok yüksek bir kira ödeyerek kiralıyor ve ürün iyi olmasa bile aileleri­ni aç bırakmak pahasına bu kirayı ödemek zorunda kalıyorlardı. Çin halkı için yaşam çe­tini ve acımasızdı. Bu durum haydutların ve korsanların saldınlanyla daha da ağırlaşıyordı. 1850’de Taiping Ayaklanması olarak bili­nil büyük bir iç savaş çıktı. Bu savaş 1864’e kadar sürdü ve ülkenin üçte ikisinin yıkımına yol açtı. Savaş sırasında 20 milyon kişinin ya­şamını yitirdiği sanılmaktadır. Avrupa ülkeleri ile Japonya, bu gerileme döneminde Çin’den sınırlarını yabancı tüccar­lara ve misyonerlere açması yolunda isteklerde bulunmaya başladılar. 1514’te bir Portekiz ganisinin Guangzhou’ya (Kanton) gitmesi Avrupa-Çin denizyolu ticaretinin başlangıcı olpıuştu. İlk dönemden başlayarak Çin ile ti­caret yapan yabancı tüccarlar işlerini kendi yapa ve geleneklerine göre yürüttükleri ayrı topluluklar içinde yaşadılar. Örneğin, Portekizliler’in Makao’da bu tür bir yerleşim birimi olüşturmalanna izin verildi; bugün hâlâ bir Portekiz kenti olan Makao, Hong Kong’un 64 km batısında kuruldu. 18. yüzyılın başlarında Doğu Hint Kumpanyası’nın Kanton’da bir ticaret bölgesi kurmasına izin verildi. Kısa sürede Çin’de-kijtüm dış ticaretin yaklaşık beşte dördü İngi-lizptüccarlann eline geçti.19. yüzyılın başlannda sanayileşmiş bulunap İngiliz ekonomisi fabrikalarının ürettik­leri mallar için yeni pazarlar aramaya koyul­muştu. İngilizler Çin’den çay ve ipek alıyorlar, ama Çin hükümeti dış ticareti sıkıca denetle­diği için, Çin İngiltere’den fazla mal almıyor. Böylece ingiliz tüccarlar aldıkları çay ve ipliğin bedelini gümüşle ödemek zorunda ka­lıyorlardı. Ayrıca ticaretlerinin Kanton lima­nının dışına çıkamayışı da bu tüccarlan kızdı­rıyordu. Bu sırada, İngiliz tüccarlar Çin’e gizlice af­yon sokmanın her bakımdan kazançlı olacağı­nı keşfettiler {bak. Afyon). O dönemde bir İngiliz sömürgesi olan Hindistan’daki Bengal bölgesinde afyon üretiliyordu. Çinliler’in uyuşturucuya bağımlılığı arttıkça, tüccarlar ülkeye daha da çok afyon soktular. Çin yönetimi afyon kaçakçılığını önlemeye çalış­tıysa da, İngiliz hükümeti yardım etmeyi reddetti. Bu olay iki önemli savaşa yol açtı: Birinci (1839-42) ve İkinci (1856-60) Afyon savaşları. Her iki savaş da Çin için yıkım oldu. Kanton’un yanı sıra, antlaşmalı limanlar deni­len başka bazı limanlarda da yabancı tüccarla­rın yaşamasına ve ticaret yapmasına izin veren antlaşmalar imzalandı. Çinliler Hong Kong’u İngilizler’e bıraktılar {bak. hong kong). Misyonerlerin Çin’in her yerinde din­sel örgütler kurmalarına izin verildi. Afyon ticareti eskisi gibi sürdürüldü. Çinliler “barbar” olarak niteledikleri Avru­palılara yenebilmek için onların bilgilerinden yararlanmaları gerektiğini düşündüler ve ya­bancı danışmanlar getirterek silah fabrikaları ve tersaneler kurmaya başladılar. Çağdaş bilim ve tekniği öğrenmeleri için dış ülkelere öğrenciler gönderdiler. Ne var ki, Çin 1894’te Japonya karşısında ağır bir yenilgiye uğrayın­ca, güçlü Avrupa ülkeleri bu fırsattan yararla­narak Çin topraklannda yeni liman ve deniz üsleri elde ettiler. Ayrıca, demiryolları yapma hakkı istediler ve Çin’i, her Avrupa ülkesinin kendi ticaret haklanna sahip olacağı bölgelere ayırmaya kalkıştılar. Çin, tarihi bo­yunca ilk kez bu denli onur kinci bir durumla karşılaşıyordu. Çinliler’in yabancıların içişle­rine karışmalarından doğan rahatsızlıkları gi­derek arttı. Kuzey Çin’de köylüler arasında “Boxer” (Hak ve Uyum Yumruklan) adlı giz­li bir örgüt kuruldu. 1900’de Boxer Ayaklan­masını başlatan örgüt “yabancı şeytanlar”ı ülkeden atmak için eyleme geçti. Mançu İm-paratoriçesi Cixi’nin desteğiyle Avrupalı mis­yonerler ve Hıristiyan Çinliler öldürüldü, yabancı temsilcilikler kuşatıldı. Ama yabancı güçlerin askerleri ayaklanmayı bastırdılar ve Çin yön itimi ağır bir savaş tazminatı ödemek zorunda bırakıldı. Bu süre içinde birçok Çinli’nin artık Man-çular’ın ülkeyi çağdaşlaştıracağma, batılı ül­keler ile Japonya’nın gelişmişlik düzeyine yükseltebileceğine inancı kalmamıştı. Çin’de Mançul ir’ı yönetimden uzaklaştırarak cum­huriyeti kurmayı amaçlayan milliyetçi bir ha­reketdi. Önderliğini doktor Sun Yat-sen’in yaptığı bu hareket 19H’de yönetimi ele geçirdi. 1912′ le Ulusal Halk Partisi ya da Kuomin-tang’ı vuran Sun Yat-sen Çin’i birleştirmeyi başaramadı. Savaş ağaları birbirleriyle savaş­maya ve durumlan zaten çok kötü olan köylü­lerin nallannı yağmalamaya başladılar. Çin artık m Crkezi yönetimden tümüyle yoksun ve her zar jankinden daha yoksuldu. Sun Yat-sen SSCB’de yeni kurulan Sovyet hükümetinden yardım istedi. Sun fat-sen 1925’te ölünce, Kuomintang’ın yönetimine Çan Kay-Şek {Chiang Kai-shek) geçti (i tak. Çan Kay-Şek) ve Çin komünistleri­nin ya jdımıyla savaş ağalarını yendi. Komü­nistler h çok güçlendiğini düşünen Çan Kay-Şek 1911 ilkbahannda gizli polis ve ordu ara-cılığıyli önde gelen komünistleri ve sendika üyeler ni tutuklattı. Kalan komünistler Gü­ney (|n’e, köylüler tarafından desteklene­cekler hi umduklan kırsal alanlara çekildiler.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Çocuk oyunları

Çocuk Edebiyatı Yapanlar