Atatürk İlkeleri

Atatürk İlkeleri
Atatürk‘ün Türkiye Cumhuriyeti‘nin kurulu­şu ve gelişmesi için verdiği uğraş sırasında ge­liştirdiği ve çağdaş Türkiye‘nin temellerini oluşturan ilkelerin başında Cumhuriyetçilik gelir. Osmanlı İmparatorluğu’nda egemenlik tek kişide, padişahta toplanmıştı. Yeni Türki­ye Cumhuriyeti’nde ise egemenlik ulusun elinde olacak ve halk bu egemenliği belirli sü­reler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullanacaktı. Atatürk‘e göre, devlet başkanı­nın da belirli bir süre için seçildiği Cumhuriyet, halkın kendi kendini yönetmesi demek olan demokrasi için de en uygun siyasal sistemdi.
Atatürk‘ün en büyük başarılarından biri de, 20. yüzyılın başında Türkiye için çok yeni bir kavram olan ulusçuluğu topluma benim­setmesi olmuştur. Ulusçuluk, ulusal devlet kurma, ulusal bir siyaset uygulama ve çağdaş­laşmanın temelidir. Atatürk ulusçuluğu, ulu­sun dil, tarih, kültür alanlarındaki bilincini geliştirmeyi, Türkiye Cumhuriyeti‘nin bağım­sızlığını korumayı ve Türk toplumunu çağdaş­laştırmayı amaç edinmiştir. Başka devletlerin bağımsızlığına saygı gösteren bu ulusçuluk ya­yılmacılığa karşıdır. Atatürk ulusçuluğu ırkçı­lığa değil Türk ulusunun ulusal ülkü ve amaç­larına olan bağlılığa, Türk devletinin ulusu ve ülkesi ile bölünmez bir bütün oluşturduğu il­kesine dayanır. Birleştirici, bütünleştirici ulus gerçeğine bağlı, ulusal bilinci geliştiren, yayıl­macılığı ve ümmetçiliği reddeden laik bir ulusçuluktur.
Laiklik, din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması, devlet işlerinin ve hukuk kuralları­nın dine değil akla ve bilime dayandırılması anlamına gelir. Laiklik ilkesi kişiye din konu­sunda özgürlük tanınmasını kişinin dini inançlanndan ötürü farklı işlem görmemesini de içerir. Atatürk‘ün öncülüğünde gerçekleştiri­len, saltanatın ve halifeliğin kaldırılması, öğ­retimin birleştirilmesi, tekke ve zaviyelerin kapatılması laikliğin gerçekleşmesi doğrultu­sunda atılan önemli adımlardır. Böylece Tür­kiye’nin çağdaşlaşması yolundaki önemli bir engel ortadan kaldırılmış, ayrıca anayasaya laiklik ilkesi konarak Türkiye Cumhuriyeti‘nde din ve vicdan özgürlüğü anayasa güvencesi altına alınmıştır.
Halkçılık ilkesi, egemenliğin kaynağının ulus olması gerçeğine dayanır; her şeyin halk için, halk tarafından yapılmasını, yasalar önünde mutlak eşitliği ve herhangi bir kişi, aile ya da toplum kesimine ayrıcalık tanınma­masını içerir. Toplumdaki sınıf çatışmasını reddederek, toplumsal düzenin ve dayanış­manın; toplumdaki farklı kesimlerin çıkarları arasında uyumun sağlanması gereğini ortaya koyar.
Atatürk‘ün Devrimcilik ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti‘nin çağdaş uygarlık düzeyine çıkmasına engel olan eski kurum ve düşünce sistemlerini yıkarak yerlerine yenilerinin geti­rilmesi olarak tanımlanabilir. Bu ilke kalıplaş­maya, durağanlığa, çağın gerisinde kalmaya karşıdır. Devrimcilik, ülkeyi çağdaş bir top­lum durumuna getirmeyi; toplumun sürekli gelişmesini ve yenileşmesini amaçlar. Bu an­lamda hem gerçekleştirilen köklü dönüşümle­ri korumayı, yaşatmayı, hem de sürekli geli­şen, yenileşen, değişen dünyaya ayak uydur­mayı gerekli kılar.
Devletçilik, devletin toplum yararını göze­terek ekonomide düzenleyici, yönlendirici ve girişimci olarak etkin bir işlev üstlenmesini içerir. Cumhuriyet döneminin başlarında ekonomik alanda kişisel girişim ve etkinlik te­mel alınmıştı. Ama hızlı sanayileşmeye yöne­lik temel sanayi yatırımları için gerekli özel sermaye birikimi yetersiz düzeydeydi. 1930 Büyük Dünya Bunalımı’nın da etkisiyle dev­let yatırımcı ve işletmeci bir ekonomik rol üst­lendi. Devletin ekonomik işlevine yön veren bu ilke 1930’larda devletin piyasaya etkin mü­dahalesi, sanayiyi dış rekabete karşı koruması ve devlet işletmeciliği biçiminde uygulandı.
Ulusal devletlerin kurulması toplumların si­yasal gelişmelerindeki en önemli aşamalardan biridir. Türkiye bu aşamaya, ümmet temeline dayalı Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkıntıları üzerinde ilk ulusal devleti kuran Atatürk‘ün gerçekleştirdiği atılımlarla gelmiştir. Saltana­ta, askeri yönetime ve din kurumlarına dayalı Osmanlı Devleti’nin yerine, Atatürk ilkeleri­ne ve devrimlerine dayanan çağdaş ve laik bir devlet kurulmuştur.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Çağdaş Türkiye

Atatürk Kronolojisi