Afrikada Kıtlık ve Açlık Var !!

Bir yörede yaşayan halkın yiyeceği gereksiniminin çok altındaysa kıtlık var demektir. Eğer kıtlık koşulları uzun sürer­se, öncelikle küçük çocuklar ve yaşlılar olmak üzere birçok kişi açlıktan ölmeye başlar. Günümüzde, hala, dünyanın bazı bölgelerin­de insanlar açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Doğal afetler, nüfus yoğunluğu, siyasal ve ekonomik koşullar kıtlık ve açlığa yol açan başlıca nedenlerdir.

Kıtlıktan söz edilen ilk yazılı belge İÖ 3500 dolayında Mısır’a ilişkindir. Türkler’in Orta Asya’dan göç etmelerinin temelinde de bu bölgede kuraklığa bağlı olarak uzun süre yaşanan kıtlık vardır.

Doğal Afetler ve Nüfus Yoğunluğu

Kuraklık, aşırı yağmur, deprem, yanardağ patlaması ve tayfun ekinleri yok ederek kıtlı­ğa yol açan başlıca doğal afetlerdir. Kuraklığa bağlı kıtlıkla sık sık karşılaşılmaktadır. Zarar­lı böcekler ve bitki hastalıkları da bazen kıtlığa yol açabilir. İnsanların çok kalabalık olduğu bölgelerde kıtlık ve açlık tehlikesi daha büyüktür. 18. ve 19. yüzyıllarda, dünya­ da kıtlığın en ağır biçimde yaşandığı bölgeler, Asya’nın nüfusu aşırı yoğun ülkeleri olan Çin ve Hindistan olmuştur.

Hindistan’da Muson yağmurlarının yağmasıyla ortaya çıkan kuraklık ve Çin’de Sarı Irmak’ın sık sık taşarak ekinlere zarar verme­si, bu çok kalabalık ülkelerde milyonlarca insanın açlıktan ölmesine neden olur. 1769-70 yıllarında Hindistan’da kuraklık sonucunda ölenlerin sayısının 3 milyon ile 10 milyon ara­sında değiştiği sanılmaktadır. 1876-78 arasın­da Hindistan’daki kuraklıkta ise 5 milyon in­san öldü. 1876’da Çin’de başlayan ve 3 yıl sü­ren kuraklık, 9-13 milyon kişinin açlıktan ölmesiyle sonuçlandı. 1921-22 yıllarında SSCB’de, özellikle Volga ve Ukrayna’da ku­raklıktan 20 milyonun üzerinde insan etkilen­di. Bu dönemde 1.250.000 ile 5 milyon arasın­da insanın öldüğü sanılmaktadır. 1970’lerden sonra kuraklıktan etkilenen Afrika kıtlık ve açlık tehlikesiyle yüz yüze geldi. Bugün hala gerek kuraklık, gerek siyasal ve ekonomik nedenlerle milyonlarca Afrikalı açlıktan ölme sınırındadır. Birleşmiş Milletler verilerinden Afrika’da 22 milyon kişinin kötü beslenme ve açlık nedeniyle ölüm tehlikesi içinde olduğu anlaşılmaktadır.Deprem ve yanardağ patlamaları, toprak kaymasına, ırmakların taşmasına, kara ve demir yollarının hasara uğramasına yol açarak yıkıma uğrayan bölgelere yardım ulaştırılma­sını engelleyebilir. Böylece bu bölgelerde kıtlık ve açlık baş gösterebilir.

Ayrıca, zararlı böcekler ya da bitki hasta­lıkları da ekili ürünleri yok ederek kıtlık yaratabilir. Örneğin, 1846-47 kışında İrlanda’ da halkın temel besini olan patates, bir bitki hastalığı nedeniyle tümüyle yok olunca yakla­şık beş yıl süren büyük bir kıtlık ve açlık dönemi yaşandı. Bazen de çekirge sürülerinin bir bölgedeki tüm ekili ürünü yok ederek kıtlığa neden olduğu görülmektedir.

Siyasal ve Ekonomik Koşullar Kıtlık ve açlık doğal afetlerin yanı sıra doğrudan insanların yarattığı koşulların bir sonucu olarak da ortaya çıkabilir. Savaş, abluka ve kuşatma gibi nedenler, tarih boyunca kıtlık ve açlığa yol açmıştır. Ayrıca ülkenin gelişmişlik düzeyi, bu düzeye bağlı olarak dünya ticareti içindeki yeri ve ülkeyi yönetenlerin ekonomik politikası ya da tercihleri de kıtlığa yol açabil­mektedir.

Savaş, her dönemde önemli bir kıtlık nede­nidir. Savaş sırasında ürünlerin yok edilmesi, düşman topraklarını abluka altına alarak dı­şarıdan yiyecek sağlanmasının önlenmesi kıt­lık ve açlığa yol açar. Örneğin 1812’de Napolyon’un Rusya seferi sırasında, Ruslar ken­di ürünlerini yakarak Napolyon’un orduları­nın aç kalmasına çalışmışlardı. 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başlarında Osmanlıların sürekli savaşmak zorunda kalması, toprakta çalışan insanların cepheye gönderilmesi Anadolu’da neredeyse sürekli bir kıtlığın yaşanmasına yol açtı.

1968-74 arasında Nijerya’da iç savaş döne­minde, yönetim ülkenin batısındaki Biafra bölgesini kuşattı ve yiyecek gönderilmesini engelleyerek 1,5 milyon çocuğun ölmesine neden oldu. 1975-79 arasında Kampuçya’da Kızıl Khmerler’in ülke ekonomisini tümüyle çökerten uygulamaları nedeniyle ortaya çıkan kıtlıkta 1 milyonun üzerinde insan öldü.

Günümüzde dünyada ulaşılan bilimsel ve teknolojik gelişme insanların açlıktan ölmele­rini engelleyecek düzeydedir. Ama kaynakla­rın ve üretilen ürünlerin daha adaletli dağılı­mını sağlayacak yöntemler henüz bulunamamıştır. Dünyanın gelişmiş ve zengin ülkelerin­de gıda tüketimi ve stokları aşırı boyutlara ulaşırken; az gelişmiş, yoksul ülkeler açlık sorunuyla karşı karşıyadır. Gelişmiş ülkelerde kuraklık ya da başka bir doğal afet nedeniyle ortaya çıkan kıtlık, dünyanın başka bölgele­rinden hızla sağlanan besin maddeleriyle, açlık baş göstermeden önlenebilmektedir. Oysa yoksul ülkelerin sorunu bu hızla çö­zebilme olanakları yoktur. Son olarak 1980’lerde Afrika’da yaşandığı gibi, dünya çoğu kez, bıçak kemiğe dayandıktan sonra açlığın boyutlarını fark etmekte, Birleşmiş Milletler’in ve başka kuruluşların sağladığı yardımlar genellikle, zamanında yerine ulaşamamaktadır.

Az gelişmiş ülkeler çoğunlukla, dışarıya ta­rım ürünleri satar ve dışardan sanayi ürünleri satın alır. Tarım ürünleri, sanayi ürünlerinden daha ucuz olduğu ve bu fiyat farkı sürekli arttığı için az gelişmiş ülkeler sanayileşmiş ülkelerden aynı miktarda sanayi ürünü alabil­mek için her yıl daha fazla tarım ürünü satmak zorunda kalır. Böylece, kendi halkla­rının gereksindiği yiyecekler de her yıl artan oranda gelişmiş ülkelere aktarılır. Bu da, az gelişmiş ülkelerin sık sık kıtlık ve açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmalarının bir başka nedenidir.

Bazen ülke yöneticileri zamanında önlem almak yerine, başka bazı ekonomik sorunlara öncelik verirler. Bu da kıtlık ve açlığın boyu­tunun büyümesine neden olur. Örneğin 1973’te Etiyopya’da İmparator Haile Selasiye ülkesindeki kıtlığı, turistlerin gelmesini engel­ler ve turizm gelirlerini azaltır gerekçesiyle gizledi ve dış yardım istemedi. Bu, ülkede 100 bin kişinin ölümüne neden oldu.

Afrika’da Açlık

1970’lerin sonundan günümüze kadar Afrika dünyada açlığın en yoğun yaşandığı bölge oldu. Kuraklık, savaşlar, öbür siyasal ve eko­nomik nedenlerin hemen tümünün bir araya gelmesiyle ortaya çıkan açlık Afrika’da mil­yonlarca kişinin ölmesine yol açtı.

1983’ün sonlarında Doğu ve Orta Afrika’da 150 milyon kişinin açlıktan ölme sınırında olduğu anlaşıldı. Bu konumda olan 24 ülke­den en fazla etkilenenler Cad, Gana, Mali, Etiyopya, Mozambik, Somali ve Senegal’di. Yakın dönemdeki en büyük kuraklığın yaşan­dığı Afrika’da, bu kuraklıktan tüm toprakla­rın yüzde 44’ü etkilendi.

Çok önemli bir neden olmakla birlikte kuraklık, kıtadaki kıtlık ve açlığın nedenlerin­den yalnızca biridir. Dünyanın en yoksul kıtası olan Afrika’da 1970’lerde nüfus artışı, besin üretiminin üzerine çıktı. Milli gelirdeki büyüme yavaşladı. Tarım üretiminin artırıl­ması için gereken gübre, tarım zararlılarına karşı ilaçlar ve yakıt gibi girdiler yoksul Afrika ülkelerindeki döviz kıtlığı nedeniyle sağlanamadı. Sanayi ürünü gereksinimlerinin büyük bölümünü dışardan satın alan bu ülke­lerden bazıları, bu ürünleri ülke içinde üret­mek için tarım aleyhine sanayiye ağırlık verdi. Bu da, tarım üretiminin artırılması için gerek­li kaynakları azalttı.

Kırsal kesimden kentlere göç büyük boyut­lara vardı. Bu da, tarımda daha az insanın çalışarak kalabalık kentleri beslemesi demek­ti. Kentlerde 77 milyon işsiz bulunmasına karşın kırdan kente göçler sürüyor.

Uzun süren kuraklığın yarattığı ve Afrika’nın genel ekonomik koşullarının beslediği kıtlık ve açlık, kıtada süregelen savaş ve iç savaşlarla çok daha önemli boyutlara ulaştı. Savaş bazı ülkelerde bir yandan tarım ürünle­rinin yok olmasına neden olurken, öbür yandan da tarım yapılan topraklardaki kırsal nüfusu kitleler biçiminde göçe zorladı. Ayrıca savaş ve iç savaşlar, insan gücünün ve kıt kaynakların açlıkla savaşmak yerine silahlara yatırılmasına yol açtı.

Mozambik’te 1980’lerde yaşanan ülke tari­hinin en büyük kuraklığı, ayaklanmalarla birleşince 4,5 milyon kişi açlık sınırına dayan­dı. Bu ülkede on binlerce insanın açlıktan öldüğü sanılıyor. Kuraklık ve süregelen iç savaş Çad’da 1983’ün sonlarında üç hafta içinde 500 bin kişinin açlıktan ölmesine yol açtı. 1980’lerin ortasında Etiyopya ve Somali’ de kuraklık ve iç çatışmalar nedeniyle savaş­tan kaçan ve yiyecek arayan 2 milyondan fazla insan yaşadıkları toprakları terk ederek göç etti. 1984-85 yıllarında 7 milyon kişi açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Bu dönemde 1 milyon kişinin öldüğü sanılı­yor. 1987-88 yıllarında Sudan’da açlıktan ölenlerin sayısı 250 bini buldu.

1989 ve 1990’ın başlarında Etiyopya ve Sudan’da yeni bir açlık tehlikesi baş gösterdi. Bu kez kıtlık, kuraklığa bağlı değildi. 1988’de Eritre ve Tigre bölgesi dışında Etiyopya’ya yağan yağmur ve elde edilen ürün kıtlık tehlikesi doğurma sınırının üstünde gerçekleş­ti. Ayrıca, uluslararası kuruluşlarca yeterli yiyecek yardımı da sağlandı. Ama Etiyopya yönetimi isyancıların denetimi altındaki Erit­re ve Tigre bölgelerini abluka altına alarak, yardım gönderilmesini engelledi. 1990 yılı içinde yalnızca bu bölgede 4,5 milyon kişinin açlıktan ölme tehlikesi içinde olduğu sanılmaktadır. 1988-89 yıllarında oldukça iyi yağ­mur alan Sudan’da da yönetim, kendine karşı olan isyancıların bulunduğu bölgelere yiyecek ve ilaçların gönderilmesini engellemektedir. Sık sık kıtlık ve açlık sorunuyla karşı karşıya kalan Afrika’ya başta Birleşmiş Mil­letler olmak üzere birçok ülke ve kuruluş yardım göndermektedir. Ama yalnızca dış yardımla açlık sorunuyla baş edebilmek ola­naklı değildir. Kıtada hüküm süren yoksulluk ve açlık, uzun dönemli toplumsal, siyasal ve ekonomik önlemlerin alınabilmesiyle kökten çözümlenebilir.

Günümüzde yetersiz beslenme başta ço­cuklar olmak üzere milyonlarca kişiyi çeşitli sağlık sorunlarıyla karşı karşıya bırakmakta­dır. Göçmen kamplarına sığınan binlerce insan pirinç, mısır, yulaf çorbası ve bezelyeden oluşan günlük besinleriyle açlıktan ölme­mekte ama başta göz hastalıkları olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalanmaktadır. Birçok çocuk yeterli suyun olmayışı, protein ve vitamin eksikliği gibi nedenlerle sağlığını yi­tirmiştir.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Balon Deyip Geçme

365 Milyon Yıl Önce Akciğerli Dev Balık